Cem YENAL

Cem YENAL
@CemYENAL
cem.yenal@hotmail.com
öğretmen
Yıldız Teknik Üniversitesi Felsefe YL
İstanbul
İstanbul Yeşilköy
73 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Düşüncelerim: Hiç bir şeye ihtiyacı olmayan Allah'a bir mal ödünç verilemeyeceğine göre, burada anlatılanla kurban ayetle rinde anlatılan aynı şeydir. Yani manevi ödünç verme. Başka bir deyişle "Benim yarattıklarıma benim diyemezsiniz” emri. "Hiç kimseyi benim kadar çok sevemezsiniz, sevdiyseniz vazgeçin ve ıstırap çekin. Istırap çekin ki alt beyninizi dirilteyim, alt beyniniz dirilsinki sevdiklerinize benim derken yaşadıklarınızdan kat kat üstün yaşam hazzı alın." Kanımca Allah'a verilecek ödünç ancak bunlar ve fakir fukaraya; yarattığını Yaradan için severek, evrensel eşit kuyruklu canlıyı hissederek, kibir ve acıma duygusu taşımadan yapılan maddi, manevi yardımlardır.
Sayfa 270·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yaşam Enerjisinin Kaynağı
insanların seksüel yaşamlarını bilen bir doktor olarak böyle olduğuna dair elimde çok sayıda veri vardır. Örneğin depresyonlu bir kimsenin ilk şikayetlerinden biri "doktor bey canım seks yapmak istemiyor" şeklindeyken eğer iyi bir şekilde tedavi olamazsa bir süre sonra "canım yaşamak istemiyor" şekline dönüşecektir ana şikayeti... Tao öğretilerinde seksüel enerjinin bir yaşam enerjisi olduğu sıklıkla vurgulanır ki, biz psikiyatristlerin çoğu da buna libido aynı zamanda bir yaşam enerjisidir diye katılırız. Dolayısıyla dar kase dip kuantumunun anlayabildiğimiz basit bir etkisi orda bir yaşam pili olduğunu kabul etmemizi gerektirir. Bu nedenle aslında dar kase dip kuantumuna bağlı bir yaşam enerji biçimimiz olduğu için bu ayetler biz erkeklere hitap etmektedir. Bu anlamda kadınlara ne kadar ba- ğımlı olduğumuz anlaşılmalıdır, onların aşağılanması değil. Ka- ranlık Ortacağ Avrupa'sını aydınlığa çıkaran Hermes öğretisinde yalnızca kadınlarda olan ve yaşam enerjisi veren bir "ku” gücünden bahsedildiğini ve Anadolu'nun birçok yöresinde vaginaya "kuku" denildiğini bir kez daha hatırlayalım lütfen. Biraz zorlamayla "ku"nun kuantum sözcüğünün ilk hecesi olduğunu ve bin- lerce yıl önce ön Türklerde de kullanıldığını düşünmek mümkündür. Aradaki muhteşem bağlantıları çağrışımsal olarak siz okurlarım da kurmaya başlamışsınızdır artık
Sayfa 265·Kitabı okudu
İnsanın hayvandan en temel farkı
anlatılanın, sadece doğacak çocuk değil, kadın ve erkekteki yaşama enerjisi olduğu kolayca anlaşılabilir. Zaten diğer türlü olsaydı seks yapma dürtüsü yalnızca kadınların döllenme zamanlarında olurdu, pek çok diğer memeli canlılarda olduğu gibi. Fakat kanımca bu dürtünün insandaki ayrımı doğurganlık amaçlı seksten daha ön planda, kuyruktaki dosdoğru yolu bulmak ve bilmek, yani bir anlamda insanlığımızı tanımak için yapılan şehvet tuzaklarından arınmış, kutsal kase yani vajinal orgazmla sonuçlanan sekstir. Hatta bu seks Tao tarafından tanrıya ulaşmanın tek yolu olarak tanımlanmıştır çok uzun zaman önce ve erkeğe boşalma şartı konulmamış, bu tarz seksin kadının vaginal orgazmı ile bitmesi gerektiği yazılmıştır orijinal Tao kitaplarında. Pozisyon serbestisi ise klitoris, anüs ve ağız yasak olmak üzere vaginal yolla seksin her pozisyonunun mubah olduğunu anlatmaktadır, Elmalılı'nın da belirttiği gibi. Aslında insan kadar seksi değişik po- zisyonlarda deneme kabiliyeti ve kapasitesine sahip en gelişmiş memeliler dahil başka hiçbir canlı yoktur. Hatta esas kuantumsal enerji vajinanın dibinde olduğu için penisin boyutunun dibi bulabileceği bütün pozisyonlar denenmelidir. Orijinal Tao kitaplarında bu anlamda illüstratif şekiller de bulabilirsiniz. (Bilim Çin'de olsa git onu bul. "dar kase dip kuantumu" bölümünde "en yeni teknojilere karşın sanlu gıda dolum teknolojisi gelişti- rin" açıklamasına bir göz atın.)
Sayfa 260·Kitabı okudu
Tarihteki Tüm İnançların Anlatmaya Çalıştıkları 1
Bu anlamda yön kavramı da giderek belir- mektedir. "Sağ-Rahman-İlahi (İslam) Gök Tengri (Şaman)- Osiris- İsis (Mısır) -İşara (Sümer)- İnanna (Asur)- Marduk (Sümer) -Ni- buri (Asur)- Keter- Emunah (Tevrat -Cebrail (İslam)-Marut (Kur'an)-Altı yarık tigin (Ön Türk)-Hürmüz beyaz (Zerdüş) Yang (Çin)-yaşam ağacında dosdoğru yol- kuyrukta kutsal kase yolu" ve "sol- Rahim (İslam)-sihirli-Yer Tengri (Şaman)-Anibus (Mısır)-Yin (Çin)-Ehrimen- siyah (Zerdüş)- Mikail Harut (Kur'an)- Gayya (Latin)- Circe (Helen)- Yin- (Çin)- Şakinah (Tevrat)- Yaşam ağacındaki eğri yol-kuyrukta anal sinir yolu." 12. gezegen kita- bını okuduysanız; ki yazarı; yaşamının otuz yılını Sümer çivi tabletleri ile uğraşarak geçiren Zekeriya Yashin'dir; güneş siste- mini uzun aralıklarla ziyaret eden ve bizden çok ilerde canlıların yaşadığı varsayılan kuyruklu yıldızın ismi Marduk'tur ve Marut meleği ile isim yakınlığı, hele Babil'in de Sümer medeni- yetleri içinde olduğu düşünülünce ilgi çekicidir. Sağı insanlara yardım, solu insanlara zarar yolu olarak ilham alırsak neden ay- nı bilgilerin zarar veya fayda sağlayabileceğini anlamaya başla- riz. Sayfa
Sayfa 219·Kitabı okudu
Dinler Tarihi
"Hani bir zamanlar sizin için denizi yarıp, sizi kurtardık da Firavun'un adamlarını suda boğduk, siz de bakıp duruyordunuz." Gözlerinizin önünde olan bu olay, si zin için ne büyük nimet idi. Bu deniz Mısır'ın civarındaki deniz- lerden birisi ki, adına "İsaf" denilinmiş ve bugün ona "Bahr-i Kul- züm" adı veriliyor. Bizim "Şap Denizi" dediğimizin aslı "İsaf" de nizi imiş. Bugün "Kızıldeniz" adıyla anılmaktadır. "Kulzüm" şim diki Süveyş'in yerinde kurulu bir sehir imiş. Kulzüm esasen yut- mak anlamına gelmektedir. Ona "Kulzüm Denizi" denilmesi, bu sehirden ve Firavun'un adamları ile birlikte orada suda yutulmus olmasından dolayıdır. Rüya analizlerinin simge dilinde deniz sıklıkla anne rahmini simgeler. Anne rahminde mikroskobik bir canlıyken ve cenin mertebesindeyken rahmin içini dolduran amnion mayiinin bir deniz gibi hissedilmesi ile de ilgisi vardır. Bu neden- le, denizi yarıp sizi kurtardık ifadesi simge dilinde doğum ve di- rilmeyi, denizde yutulmak kavramı da anne rahmine regresyon ve ölüm kavramlarını hatırlatarak eskimiş bir neslin yerine yeni bir çağın ve neslin başlangıcını çağrıştırmaktadır. Ayrıca hem kur- tarılmış olmak hem de bakıp durmak kavramları aynı toplumu işaret edemeyeceğine göre, burada seyircilerin ve okuyucuların anlamakta güçlük çektikleri bir yeni devirdir anlatılan.
Sayfa 194·Kitabı okudu