KUZEYBATIDAKI YEDI DAĞ VE HAYAT AĞACI 24. Bölüm
Oradan başka bir yere gittim ve gece gündüz sürekli yanan, ateşten yapılma bir dağ dizisi gördüm. Ona doğru gittim ve hepsi birbirinden farklı olan
Bulutlar beni davet etti, bir sisin içine çekildim. Yıldızların ve şimşeklerin gösterdiği yolda ileri taşındım.
Rüzgârlar beni uçurup göğe kaldırdı. Kristal taşlardan yapılma, etrafı kızgın alevlerle[27] çevrili bir duvara yaklaşana kadar yükseldim. Korkmaya başladım.
Kızgın alevlerin içinden geçtim ve kristal taşlardan yapılmış büyük bir eve yaklaştım. Evin duvarları ve zemini kristallerden bir mozaik gibiydi. Temeli de kristaldi. Tavanı parlayan yıldızlar, çakan şimşekler gibiydi ve aralarında kızgın Kerubiler[28] vardı. Gök su gibi berraktı. Duvarları etrafında bir ateş vardı ve kapıları da yanıyordu. O eve girdim. Ateş gibi sıcak, buz gibi soğuktu. İçeride hiçbir hayat belirtisi yoktu ve keyifsizdi. Korkuyla kaplandım ve sonra bir titremeye tutuldum.
O titreme içinde yüz üstü düştüm. Bir vizyon daha gördüm.
İkinci bir ev daha vardı ve ilkinden büyüktü. Tamamen alevlerden yapılmaydı ve tüm kapıları önümde açıldı.
Her şeyiyle mükemmeldi ve çok büyüktü. Mükemmelliğini ve büyüklüğünü tasvir etmem mümkün değil.
Zemini ateştendi. Üzerinde şimşekler ve parlayan yıldızlar vardı. Çatısı da yanan bir ateşti. Dikkatlice bakınca o evde yüksek bir taht olduğunu gördüm.
Görünüşü kristalimsiydi ve çevresi parlayan güneş gibiydi. Kerubilerin sesi[29] vardı. Tahtın altından ateşten ırmaklar çıkıyordu.
Bakmak imkânsızdı.
Şanı büyük biri oturuyordu üzerinde.
Şikâyetleri ettikçe ne olur? Depresyon olur, depresif yapar bizi. Şikâyet eden kişi daima kendine bir depresyon davet eder. Bizim toplumumuzda o kadar yaygındır ki... Hiçbir şey olmasa işte şuram ağrıyor elim kafam gözüm... Ağlama duvarı.