Cemile Çoban

Cemile Çoban
@Cemile8026
7/10
·160 syf.··
2025 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2025 20:20
Livaneli'nin kalemiyle tanışmam bu kitabıyla oldu. Doğrusunu söylemek gerekirse hem iyi tarafları hem kötü tarafları var. Öncelikle bu romanda en üzüldüğüm şey çok kısa olması. İçerik olarak dolu dolu bir kitap olmasına rağmen her şey çok yüzeysel anlatılmış. Mardin tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan bir şehir olmasına rağmen romanda hiç denecek kadar anlatılamamış. Sanki şehir sadece doğuda olduğu için içeriğe katılmış. Romanda ciddi bir mekan sıkıntısı var. Sadece Mardin değil İbrahim'in İstanbul'da geçirdiği dönem de doğru bir şekilde anlatılmamış. İstanbul sadece Batı özentisi bir şehir olarak aktarılmış. Buradaki insanların özlerinden koptuğu, yapmacıklaştığı anlatılıyor. Oysa Türk ebiyatının tanınan yazarlarından biri olan livaneli'nin İstanbul'un köklü tarihini, kültürel çeşitliliğini, havasını, denizini anlatmasını beklerdim. Sadece Mardin ve İstanbul değil Amerika kısmı da çok kötü. Sanki "hemen bitsin artık şu kitap ya" denmiş de öyle yazılmış gibi. Mekandan bahsetmişken hoşuma giden kısım ise garp-şark konusuna değinilmesi. İstanbul garp, Mardin şark olarak görülmüş ve ibrahim'in şarka ait olduğu anlatılmış. Hatta romanda İbrahim İstanbul'dayken şöyle bir alıntı geçiyor: Bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. Sanki içimde derin bir hiçlik var. Diyerek Mardin'e ait olduğunu anlatmış. Eserdeki benim açımdan eksik olan bir diğer husus ise karakterler. Romanın başında ana karakterin Hüseyin olduğunu sanıyordum ama sonda İbrahim olduğunu öğrendim. Sadece bu da değil. Hüseyin sanki romana akıcılık kazandırması gereken bir karakter gibi geldi. Oysa kitabın başında ana karakter olduğunu düşünmüştüm. Romanda hoşuma giden kısım ise,
Kitap Alıntısı
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
·
66 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2024 10:33
Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın yazmış olduğu çoğu eserde toplumsal sorunlardan ziyade bireysel kimliğini oluşturan sorunlara yer verdiğini görmekteyiz. Karakterlerini ise çocukluğunda yaşamış olduğu travmalara, psikolojik sorunlara bağlı olarak kişinin daha çok uyumsuzluk, çatışma, çelişki gibi ruhsal sorunlarına yer vererek oluşturur. İnsanların karakterlerinin çocukluk yıllarında yaşadığı olaylara bağlı olduğunu anlatan hikayesi ise Acıbadem'deki Köşktür. Hikayede karakterin çocukken dayısının Acıbadem'deki köşkünde yaşadığı anıların kişiliğini nasıl etkilediği anlatılmaktadır. Bu hikayesi vesilesi ile eserlerinde yazdığı huzursuzluk konusunun da çocukluğunda yattığını söyleyebiliriz. Yaşadığı huzursuzluğu anlatabilmek için yazmış olduğu Huzur romanı hakkında yapılan değerlendirmelerin çoğu Huzur'un Tanpınar'ın yaşamından, ailevi sorunlarından, duygu ve düşünce dünyasından izler taşıdığı, bu yüzden yazar ile karakterin içselleştiğini, aralarında bağ kurduğunu görebilmekteyiz. Huzur romanındaki karakterlerin kişilik özelikleri Tanpınar'ın hayatında görmüş olduğu insanlar ile benzerlik gösterir. Mümtaz karakteri Tanpınar'ın kendisi olmakla birlikte karakterimizin kuzeni olan İhsan, hayata bakış açısı ve düşünceleri ile Tanpınarı derinden etkileyen ve akıl hocası olan Antalyalı genç kıza mektubu'nda "yalnız millet ve tarih hakkındaki fikirlerimde bu büyük adamın mutlak denecek tesiri vardır." dediği Yahya Kemal'dir. Mümtaz'ın sevdiği kadın olan Nuran ise Tanpınar'ın asistanlık yaptığı dönemde bir kaç defa gördüğü güzel bir kadındır. Hem Tanpınar’ın hem de Mümtaz’ın buluştuğu bir diğer ortak payda da ölümlerdir. Buna göre savaş yıllarında babasını kaybeden Mümtaz ile savaş yüzünden yaptığı yolculuk esnasında hastalıktan annesini
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma