Cemile kaya

Cemile kaya
@Cemilerkankaya
Parmak izi..
Mutfakta boş boş dolaşırken baharatlığı açtım. Annem baharatları kaşıkla değil, eliyle koyardı. Kırmızı biberin içinde parmak izini gördüm. Bir tutam almış kapağını kapatmış... O an bir daha hiçbir yerde iz bırakmayacağının farkına vardım.
Sayfa 239·Kitabı okudu
Reklam
Sanatseverim
Bu kız da öyleydi. Katıldığı sergi açılışında konuşulan, olan biten her şeyi heyecanla anlatıyordu bana. "Sanatseverim" diyordu kendisi için. Oysa yalnızdı. Ben onun yalnız olduğunu biliyordum. Sanatı sevmek kendini sevmekten daha kolay geliyordu ona. Hepsi bu. Elimden gelse, daha doğrusu onun beni yargılamayacağını bilsem, onu eve davet ederdim akşamlan ve bir daha da hiç yalnız bırakmazdım.
Sayfa 88·Kitabı okudu
"Bir çocuk" demiştim, "daha okul çağma bile gelmemiş bir çocuk, nasıl düşünür bunca şeyi?" Franz gülmüştü. Bu, gözyaşlarını tebessümle kurulayan birinin gülüşüydü. "Bir zamanlar çocuk olduğumuzu unuttuğumuz gibi, çocukluğun neye benzediğini de hatırlamıyoruz değil mi Behiye? Çocukken ne çok şeyi düşünüp anlayabildiğimizi unutuyoruz.Biraz büyür büyümez, etrafımızdaki çocukları dertsiz tasasız mahlukatlar sanmaya başlıyoruz. Onlara dünyanın gamından uzak, aptal, mutlu, minik şeylermiş gibi davranıyoruz. Oysa dönüp bakmaya gücün yeterse, kendi çocukluğunu bir hatırlasana. Ömrümüzün en kırılgan, en zor günlerini orada geçirmedik mi? En çok o zaman incinmedik mi? Sevmeyi daha iyi bilmez miydik çocukken? Sevdiğimiz uğrna başka mutluluklardan vazgeçmeyi, sessiz bedeller ödemeyi. . . Bir çocuk her şeyi bilir Behiye, ama en çok incinmeyi . . . Çocukluk kadar incitici bir şey var m ı ş u dünyada? Mutlu bir çocukluk olabilir mi?"
Sayfa 209·Kitabı okudu
Çocuk olmaya çalışan bir adam ve adama benzemek mecburiyetinde kalan bir çocuk. İkisi de hem adamdı hem çocuk. Ama aslında ne adam ne de çocuk ...
İnsan da böyle bir şeydi işte. Az sonra eriyeceğinden habersiz minik bir kar tanesi gibi. Bir yerden bir yere gittiğini düşünürken, aslında havada savrulup dururdu. Biricik olduğunu sanırdı ama ne yaparsa yapsın dai m a öbürlerine benzerdi. Bölünüp dururdu kalabalığın içinde insan. Kendi n i kendine, kendini başkalarına, sonra başkalarını yine kendine bölerdi. Hiç'e varıncaya kadar bu hep böyle sürerdi. Diliyordu artık Rıdvan, her şeyin hiçbir şey olduğu bir dünyada yaşıyordu. Kumla çöl, damlayla derya birdi. İnsansa, kendisi olmaktan çok Havva'nın torunlarından biriydi. Herhangi biri. Yazılmış bütün hikayeler, yaşanmış bütün günler, kurulmuş bütün hayaller, onlara sahip çıkmaya çalışan zavallılara rağmen, insanlığın ortak havuzuna aitti_ Kendini bugünün ve dünyanın efendisi sananlar da tıpkı geri kalanlar gibi, er ya da geç, kar taneleri misali zamanın ve uzayın içinde, o kudretli efendinin göğsünde eriyecekti. Hayat bizden öncekilerin çıkardığı bir hırkadan başka bir şey değildi. Biz giyecektik, bizden sonrakiler giyecekti. Birbirimizin terini kokacaktık. Birbirimizin ayıbını, günahını ve sevabını taşıyacaktık. Hepimiz bir olacaktık.
Reklam