TAŞLARIN ANLATTIĞI,CLARA DUPONT-MONOD,120 sayfa,
Bir gün bir çocuk doğdu;tombul yanaklı,kara gözlü,tatlı mı tatlı…Portakal çiçeği kokuyordu çocuk.Ama çocukta bir gariplik vardı,annesi eline bir portakal aldı ve gözlerinin önünden geçirdi.İri siyah gözler oralı olmadılar.Annesi portakalı bir defa daha önünden geçirdi ve pek çok defa daha…Çocuğun gözlerinin bozuk ya da hiç görmediği kanısına vardılar.
Çocuk güçlü de değildi,başı desteksiz durmuyordu,düşüyordu yana…O anda bir annenin yüreğinden kopan fırtınaları hiç
kimse bilemezdi…Uyumsuz bir çocuktu o…️
Bir ağabeyi,bir ablası vardı…Şefkatli bir ağabey,koca bir çınarın kolları gibi saran ,baba merhameti ile dolu bir kalbi var.Kardeşi her şeyi onun.Çocuğu gibi bakıyor ona.Engelli değil o ,sadece uyumsuz…onun normali.Engelli olanlar diğerleri,kendilerine normal diyenler..
Kız kardeşi ortanca,doğumundan itibaren ona kin besledi,hiç sevmedi onu….Ebeveynleri ve ağabeyi uyumsuz kardeşi için mücadele etti,kız kardeşe verilecek hiçbir enerji kalmadı.️
Bir de uyumsuz bebeğin ölümünden sonra doğan sonuncu çocuk var.Tüm hayatını ölü kardeşinin gölgesi altında geçirmeye mahkum oluyor.Her anını onunla kıyaslıyor ve çok merak ediyor onu…Sevgi ve ilgi dilenen bir çocukken anne,baba,ablası,abisi uyumsuz birer ferde dönüşüyor onun gözünde.Kısır döngü içinde ,uyumsuz bir aileye doğan uyumlu bir bebek gibi…
Bunları kim mi anlatıyor,biz kim miyiz?
Biz,bu hikayeyi anlatmaya yeltenen avlunun kızıl taşlarıyız,bizim için aslolan sadece çocuklardır. Anlatmak istediğimiz onlardır.Duvara gömülü olan biz onların hayatlarına bakarız.Asırlardan beri tanığız.Hikayelerin unutulmuşları hep çocuklardır….
Sıradaşı bir kitap,sayfa sayısı az olmasına rağmen okurken bir yumruk oturuyor boğazınıza…Fransa’nın ücra bir köyünde sessiz sakin