Kısacası, eğer İstanbul’un havasında suyunda bir şey yoksa ya da Avrupa’nın kadınları bizim bilmediğimiz özel bir eğitim almıyorlarsa, kadınlar da bugün olduğu gibi erkekler kadar yönetebilmektedir. Bu sav barış dönemlerinde daha da doğru olsa gerek. Belki attan inmeyen Şarlman, I. Osman ya da Cengiz Han gibi hükümdarlarının işini kadınlar yapamazdı. Ancak, sarayını terk etmeyen ve adı “evrakçı kral”a (İsa. El rey papelero) çıkan II. Felipe ile büyük anneannesi Isabella’nın yönetimi arasında temelde bir farklılık yoktur. Yine XIV. Louis’nin adı Louise olsaydı da Apollo kılığına girip dans edebilir, Fransa’nın her şehrine heykellerini yaptırabilir ve şatafatlı sarayından memurlarıyla koca bir krallığı yönetebilirdi.