Nihat Yılmaztekin

Nihat Yılmaztekin
@Cerezbaba
Artık sultanın merkezde olmadığı ve imparatorluğun merkezi bürokrasi, ulema-Marksist tarihçilerin İstanbul halkını temsil eden demokratik bir unsur lanse etmeye pek bayıldıkları yeniçeriler gibi güç gruplarının konsensüsü ile yönetildiği 1580-1826 arasındaki bu döneme Baki Tezcan “İkinci İmparatorluk” demektedir. Eski bir siyaset bilimci olarak burada biraz detaya girmesem olmaz; zira “devlet” kavramı Türkiye’de anakronizmin en büyük kurbanlarından biridir.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Süleyman’ın, abisinin öldüğüne bir türlü inanmayıp son bir namaz kılmak için izin istemesi ve ancak uzun süren uğraşlar sonucunda sultan olduğuna ikna edilebilmesi, bize şimşirlikte geçen kafes hayatının psikolojik etkilerini çok güzel göstermektedir.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Tarih
Hem gelecekten hem de geçmişten gelen bu anlayış, Osmanlıların çektiği sıkıntıların baş müsebbibinin (Ar. “Sebeb”den, s-b-b-: müsebbib) kadınlar olduğu sonucu varmakta zorlanmamıştır. Kahramanlık, gaza ve siyaset erkeklerin alanıysa; yolsuzluk, hizipçilik ve ayak oyunu da kadınların egemenliğindedir. Yıldırım Bayezid’i iş u işrete (zevk ü sefa) alıştıran, Kanuni’yi efsunlayışı saraya hapseden ve cengaver şehzademiz Mustafa’yı kıyan hep şu kadınlardan. Ellerinin hamuruyla erkek işine karışıp idareye müdahale ettiklerinde devlet zaafa uğramış, stratejiler ufak hesaplara kurban edilmiş ve yolsuzlukla çürüme almış başını yürümüştür.
Sayfa 10·Kitabı okudu
Tarih
Osmanlı toplumunda “kadının adı yok”tur. Yeri geldiğinde bugün eşcinsellik gibi tabi olan konulardan bile rahatlıkla bahseden Osmanlı entelektüelleri, enteresan bir şekilde kadınlardan hiç söz etmemektedir. Bu ketumluk yüzünden birçok Osmanlı padişahının annelerinin adlarını bile bilmiyoruz.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Tarih
Yirminci yüzyıl öncesi toplumlarından kadının ikinci sınıf bir insan olarak görüldüğü aşikar. Pandora’nın kutusunu açıp ümitleri etrafa saçan, Hz. Adem’in aklına girip insanoğlunu cenneten kovduran, Samson’un saçını kesen hep şu eksik etekliler değil mi? Avcı toplayıcılıktan yerleşik toplumlara geçilmesiyle birlikte üretim sürecinden kopan ve kamusal alandan silinen kadının rekabete pek teşne erkekler üstündeki “baştan çıkarma kapasitesi, onun bir ahlaki zayıflık olarak görülmesine ve cinselliğin çeşitli tabı ve ahlak kurallarıyla sürekli denetlenmesine yol açmıştır. Bu mantalitenin dönemin kaynaklarına yansımasından ve Roma’dan Osmanlı’ya, Bizans’tan Ming Çin’ine birçok yerde karşımıza çıkmasından daha doğal bir şey olamaz.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Tarih