MÖ. 327 yılında İskender Pers krallığının sınırlarıyla yetinmeyip tüm dünyayı fethetmek amacıyla Hindistan üzerine yürüdü; içinde Makedonyalıların yanında doğulu erlerin önemli bir yer aldığı 120.000 kişilik bir orduyla Kabil ırmağı vadisi izledi; bir takım tehlikeli muharebeler verdikten sonra Hayber geçicinden Pencap bölgesine indi. Daha önceleri İskender, başka seferlerinde yaptığı gibi, bu sefer için de büyük hazırlıklarda bulunmuş, bir çok irili ufaklı devlet kapsayan Pencap'a dair bilgiler edinmiş ve oradaki mihracelerden Taksiles ile ilişkiler kurmuştu. İşte bu suretle ilk kez Makedonyalılar ve Yunanlılar Hindularla doğrudan doğruya temasa geliyorlardı. Bunlar Herotodos'un ve Ktesias'ın verdikleri bazı noksan bilgiler dışında, hemen hemen hiç bilmedikleri yepyeni bir dünya ile karşılaşmışlardı. Egzotik hayvanları ve bitkileri, değişik sosyal hayat düzeni ve Budizm'in ilk evreleriyle ilgili din ve töreleriyle Hindistan batılılar üzerinde bir efsane ülkesi etkisi yapmış, fakat aynı zamanda bunları, Aristo'nun prensiplerine uygun olarak, çeşitli alanlarda bilimsel incelemelerde bulunmaya yöneltmiştir.