Nihat Yılmaztekin

Nihat Yılmaztekin
@Cerezbaba
Dördüncü yüzyıl mimarlığı tapınaklardan ziyade taş tiyatrolarla dikkati çekmektedir. Tiyatronun özü ortasında koronun ağıtlar okuduğu "orkestra" adını taşıyan yuvarlak bir meydandır. İlk zamanlar halk bu meydanın etrafında toplanır, ayakta durarak ya da tahta kerevetler üzerinde oturarak temsili seyrederdi. Sonraları bu temsillerde aktörlere bir fon teşkil etmek, aynı zamanda bunların kıyafetlerini değiştirmelerini mümkün kılmak üzere orkestra'nın bir tarafına cephesinde direkler bulunan bir sahne binası (skene), bu binanın karşısında seyirciler için yarım daire ya da bunu aşan bir kavis şeklinde basamaklı oturma yerleri (teatron) yapılmıştır. Başlangıçta bütün bu kısımlar tahtadandı. Ancak meşgul olduğumuz yüzyılda (MÖ. 4. yüzyıl) taş tiyatrolar yapılmaya başlanmıştır.
Sayfa 436·Kitabı okudu
Kültür-Sanat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Pozitif bilimler Yunanistan'dan başka Aşağı İtalya'da da Pitagoras ekolünde ilerlemeler kaydetmiştir. Taraslı Arhitas'ın idare ettiği bir ekolde en çok matematik ve astronomi üzerinde durulmuştur. Arhitas aynı zamanda bilimsel matematiğin kurucusu da olmuştur. Bu ekol tarafından öteden beri ileri sürülen dünyanın yuvarlak olduğu teorisi yavaş yavaş Yunanistan'a da girmiş, hatta burada dünyanın çapını hesaplamak için bile çalışılmıştır. Yine aynı ekolde ortaya atılan dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğü nazariyesi ise Yunanistan'da, Eflatun'un öğrencisi Herakleides Pontikos'tan sarfınazar, pek fazla benimsenmemiş, hatta o zamanın en büyük matematikçisi, astronomu ve analitik metodun kurucusu Knidoslu Evdoksos tarafından reddedilmiştir.
Sayfa 434·Kitabı okudu
Bilim
Aristo'nun Çalışmaları
Şekilden ziyade özü ve pedagojik hususları gözönünde bulunduran, bu yüzden üslup bakımından Eflatun eserleri çapında olmayan bu yazılarında Aristo nesneleri sınıflara ayırmak ve bu sınıfları bir sistem halinde birleştirmekle sınıflandırıcı ve sistemleştirici bilginin üstadı olarak karışımıza çıkmakta, bilimin bütün kollarıyla meşgul olmakta ve saptadığı ana düşünceleri endüksiyon yoluyla müsbet malzemeye dayatmak suretiyle güçlendirmek ve geliştirmek istemektedir. Aristo'ya göre bilimler dört gruba ayrılır: Mantık, metafizik, tabiat tarihi ve ahlak. Bu son iki gruba dair yazdığı eserler kültür tarihi bakımından son derece önemlidir. Tabiat tarihiyle Aristo fizik, astronomi, psikoloji, zooloji, botanik ve jeolojiyi kastetmektedir. Bütün alanlardaki araştırmalarında Aristo deneme usulüne başvurmuş, pek zengin etüt koleksiyonları toplamak ya da toplatmakla bilimsel çalışmaların tam anlamıyla kurucusu olmuştur. Aynı deneme metodunu Aristo siyasal biliminde de kullanmış ve ancak Yunan veya yabancı devletlere ait 158 anayasa ve teşkilat kanunu toplattırdıktan ve bunları birer birer gözden geçirdikten ya da öğrencilerine incelettirdikten sonra "Politika" adlı büyük eserini yazmıştır. Devlet teorisini tarihi realiteye uydurmak isteyen, onun için Eflatun'unki de dahil olmak üzere, ideal devlet şekillerini reddeden bu eserinde başlıca üç devlet sistemiyle meşgul olmakta, bunların şeklinden ziyade uygulama tarzının esas olduğu noktası üzerinde durmaktadır. "Politika" Yunanistan'ın yüzyıllar boyunca siyasal durumuna dair etraflı bilgi verdiğinden ötürü tarihçiler için de çok önemlidir. Bu esere malzeme teşkil etmek üzere Aristo tarafından kaleme alınmış olan "Atinalıların devleti" adlı eser bize kadar gelmiş olup Atina devlet teşkilatının gelişimine dair son derece enteresan
Sayfa 432·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Büyük İskender'in Hocası Aristo
Eflatun'un en büyük öğrencisi olan Aristo (Aristoteles) Makedonya'daki Yunan kolonilerinden Stagira'da doğru (384). 17 yaşında Akademia'ya girerek orada hocasının ölümüne kadar tam 20 yıl kaldı. Daha o zamanlar Eflatun tarzında yaptığı diyaloglarla ün kazanmıştı. Bu öğrenim dönemini geziler dönemi izledi. Aristo Atina'dan Anadolu'ya geçti; ilk önce Assos'ta, sonraları Midilli'de kurduğu ekollerde ders verdi. Bu dönemde Aristo hocasının etkilerinden sıyrılmaya başlamakta, bazı orijinal eserler ortaya koymakta, hatta hocasının "idea'lar" teorisinin mistik taraflarını eleştirmekte, aynı zamanda siyaset sorunlarıyla da meşgul olmaktadır. Aristo bir süre sonra Makedonya'ya geçerek Filip II nin oğlu İskender'in öğrenim ve eğitimiyle uğraştı; genç prensin Yunan kültürüyle yakından temasa gelmesini sağladı. İskender'in tahta çıkması üzerine Aristo Atina'ya göçtü ve Likabettos yöresinde Likaion gimnasyonundaki revaklar (perpatoi) altında Akademia tarzında bir ekol (peripatos) kurarak ders vermeye başladı (355). İskender'in ölümünden sonra Atina'dan ayrılmak zorunda kalan Aristo bir süre sonra Halkis'te öldü (322).
Sayfa 431·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Eflatun'un İdeal Devlet Anlayışı
Bundan başka Eflatun birbirinden ayılmaz saydığı ahlak ve devlet sorunlarıyla da uğraşmıştır. Adalet her kişinin ahlaki hayatının temeli, devlet ve sosyetenin düzenidir. Hocasının acıklı ölümünden ve "Otuzlar" hükümetinin tedhiş politikasından çok fena izlenimler edinen Eflatun, zamanındaki devlet şekillerinin değiştirilmesi gerektiğine inanç getirmiş ve adalet üzerine kurulu ideal bir devlet tasarlamıştır. "Politeia" (Devlet) adlı eserinde en küçük noktasına kadar saptadığı bu yeni sosyal ve siyasal sistem her şeyden önce soyut adaletin gerçekleşmesini göz önünde bulundurmaktadır. Fakat işçiler, askerler ve idareciler olmak üzere üç gruptan meydana gelecek ve gayet iyi eğitim ve öğrenim görmüş, felsefeyi hazmetmiş, kendilerini tümüyle devlete hasredeceklerinden ötürü aile, kişisel mülk ve servetten yoksun, seçkin ve soylu insanlar tarafından adalet prensiplerine göre idare edilecek olan bu devlet tarihin gelişimine ya da insanın karakterine ve tabiatına uymadığından bir ütopya olarak kalmıştır. Bununla beraber Eflatun bu planı gerçekleştirebilmek için birkaç kez Sicilya'ya giderek Sirakuzai tiranı Dionizyos I i ve onun ölümünden sonra dayısı Dion yoluyla Dionizyos II yi kandırmak için uğraşmış, fakat her defasında hayal kırıklığına uğrayarak geri dönmek zorunda kalmıştır. Sonunda bu devletin insanlardan çok tanrılara yaraşır bir devlet olduğunu itiraf eden Eflatun ancak ölümünden sonra yayınlamış olan "Nomoi" (Kanunlar) adlı eserinde realiteye daha yakın bir devlet şekli ortaya atmıştır. Bu eserinde filozof yalnız Yunan şehir devletlerinin, akıl ve mantığa uygun olarak ve ilk devlet şeklinde idareci zümrenin sorumluluğunu kötüye kullanmayacağı düşüncesiyle, göz önünde bulundurulmamış olan kanunlara dayanarak, ne suretle yeni baştan kurulabileceğini anlatmakla kalmamış
Sayfa 430·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce