Nihat Yılmaztekin

Nihat Yılmaztekin
@Cerezbaba
Eflatun
Yalnız Sokrates öğrencilerinin değil, fakat belki tüm Yunan filozoflarının en büyüğü hiç kuşkusuz asil ve zengin bir Atinalı aileye mensup olan Eflatun (Platon) dur (427-348/47). Büyük bir düşünür ve parlak bir yazar olan Eflatun sayesinde Yunan felsefesi gerek şekil, gerek öz bakımından en yüksek düzeyine ulaşmıştır. Eflatun ilk önce hocasının yollarından yürümüş, hocası için "Faidon", "Apologia" ve "Simposion" adlı eserleriyle ölmez anıtlar diktikten sonra Sokrates felsefesini aşarak başlı başına bir sistem kurmaya başlamıştır.
Sayfa 428·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sinoplu Diogenes
Bu filozofun (Anistenes'in) görüşlerini genişleten, hatta tüm ihtiyaçlardan arınmış son derece ilkel bir hayat sürmek ve böyle bir hayatı başkalarına da tavsiye etmekle ifrata kaça Sinoplu Diogenes olmuştur. Bir fıçı içinde yaşayan bu filozofun, kendisini ziyarete gelen ve ne dilediğini soran Büyük İskender'e "gölge etme, başka ihsan istemem" diye cevap verişi zikre değer.
Sayfa 427·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Antistenes Ekolü
Felsefede bir taraftan Demokritos'un atom teorisi gelişmekte, diğer taraftan Sokrates'in felsefi düşünceleri öğrencileri tarafından geliştirilmekte ve genişletilmektedir. Bu öğrenciler arasında Atina'da Kinosarges gimnasyonunda bir ekol kurmuş olan Antistenes gösterilebilir. Bu filozofun ortaya attığı "kinizm" adını taşıyan sistemin amacı insanın hayatta olan ilişkilerini saptadıktan sonra onun kendi benliğiyle ve yaşantsıyıla tam bir uygunluk meydana getirmesine, yani ongun olmasına yol açmaktı. Anistenes dünya haslarının ve kültür elemanlarının insanlar için zararlı olduğu kanısında idi. Bunun için insanları alçak gönüllü olmaya ve gayet sade yaşamaya, hatta ilkel hayata geri dönmeye davet etmekle bunları öz varlıklarına egemen kılabileceğine, yani bunların iç bağımsızlık ve özgürlüklerini sağlayabileceğine inanıyordu. Anistenes için sosyal sınıfların hiçbir anlamı yoktu; mesela bir köle ile bir özgür insan arasında bir fark olmaması gerektir. Fakan kendi ihtiraslarına tümüyle egemen olan kişiler özgür sayılabilirler.
Sayfa 427·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Temelleri 5 inci yüzyıl sofistleri tarafından atılmış olan retorik, yani kolay, fakat çekici ve etkileyici söz söyleme ve yazı yazma sanatı 4 üncü yüzyılda sofistlerden Trasimahos, Gorgias ve onun öğrencisi İsokrates tarafından geliştirilmiştir. İsokrates birçoğu hiç söylenmemiş olan nutuklarını gayet sanatkarane yazılmış, elden ele dolaşanı küçük broşürler halinde yayınladığından (bunların en ünlülüleri "Filippos" (346) ve Panatenaikos (339)" dur) ötürü Avrupa'nın en eski gazetecisi sayılabilir.
Sayfa 426·Kitabı okudu
Edebiyat-Düşünce
Bu parlak başarılarından sonra Filip Makedonya'ya geri döndü ve harp hazırlıklarına başladı. Bir yıl sonra da Anadolu'ya generallerinden Attalos ve Parmenion'un komutasında 10000 kişilik bir öncü kuvvet göndermek suretiyle Perslere karşı harbi resmen açtı. Fakat 336 yazında başkenti Aigai'da kızı Kleopatra'nın Epeiros kralı İskender'le evlenmesi dolayısıyla yapılan düğünde özü kesin olarak bilinmeyen bir neden yüzünden asiller tarafından öldürüldü. Filip o zamanlar 47 yaşında idi. İşte bu suretle Eski Çağın hiç kuşkusuz en büyük hükümdarlarından biri hayata gözlerini kapamış oldu. Tarihçi Teopompos'un Avrupa'nın hiçbir zaman Filip çapında bir insan yetiştirmemiş olduğunu beyan eden sözlerinde büyük bir gerçek payı olsa gerektir. Filip parlak bir teşkilatçı, en ön saflarda savaştığından birçok yaralar alan atılgan, cesur ve yetenekli bir komutan, bazen dolambaçlı yollardan gitmekten çekinmeyen usta ve kurnaz bir diplomattı. O dönemde Yunanistan'da bile kendisiyle boy ölçüşebilecek nitelikte bir kimse yoktu. Fakat bu meziyetlerinin karşısında Filip kişisel hayatında bazı dengesizlikler, mesela kadınlara karşı aşırı eğilimler göstermekten kendini alamamış, bu huyları kendisini ölüme kadar götürmüştür. Fakat bu kadar kısa bir zaman içinde ortaya koyduğu kolosal eserlerinden oğlu İskender III (Büyük İskender) gereği gibi faydalanacak, tasarladığı projeleri fazlasıyla gerçekleştirecek ve insanlık tarihinde yeni bir çığır açacaktı.
Sayfa 423·Kitabı okudu
Tarih