Gençliğinde Tebai'da rehin olarak kalmış ve Epameinondas'ın "çarpık muharebe düzeni"ni öğrenmiş olan Filip bu taktiği taarruz kanadına piyade yerine süvariyi koymak suretiyle geliştirdi.
Eski Çağın yetiştirdiği en büyük devlet adamlarından biri olduğu anlaşılan bu kralın amacı birleşik bir Balkan devleti kurmak ve bu devlete, ne şekilde olursa olsun, Yunanistan'ı da katmaktı. Bu suretle meydana getireceği büyük Makedonya krallığını Filip Perslere karşı bir çeşit öç seferine sürüklemek istiyordu. Yoksa Filip, Demostenes'in ileri sürdüğü gibi, eski ve yüksek kültürüne karşı saygı beslediği Atina'yı hiçbir zaman tahrip etmek ve kültürünü ortadan kaldırmak istememiştir.
Fakat Makedonya MÖ. 399'dan 359'a kadar süren bir kargaşalık döneminden sonra tahta çıkan Amintas'ın oğlu Filip II (Filippos) zamanıda (359-336) büyük bir devlet haline gelmiştir.
Makedonya devleti monarşiler için karakteristik olan taht kavgaları yüzünden zaman zaman sarsılmakla beraber, yavaş fakat sürekli olarak gelişiyordu. Krallığın kurucusu olarak MÖ. 7 nci yüzyılın ilk yarısında yaşamış olduğu anlaşılan Perdikkas I gösterilmektedir. Fakat bu kraldan 6 ncı yüzyılın sonlarında hüküm sürmüş olan Amintas I e kadar gelen krallara dair kesin bir şey bilmiyor, yalnız bu son kral zamanında, Dareios'un İskit seferi sonunda, Makedonya'nın Perslere tabi bir vasal devlet haline geldiğini anlıyoruz. Fakat İskender I zamanında Yunanistan'la birlikte Makedonya da Pers egemenliğinden kurtulmuş, bu kral devletinin sınırlarını Strimon'a kadar genişletmiş, sonlara Attika-Delos deniz birliğinin başında bulunan Atina'nın Halkidike'yi nüfuzu altına almak istemesi üzerine, Atina ile olan ilişkileri gerginleşmekle beraber, Yunanistan'la esas itibariyle dostça geçinmiştir. Peloponnes harbi esnasında Makedonya tahtında bulunan Perdikkas II kah Atinalılar, kah Peloponnesliler tarafını tutmakta iki yüzlü bir siyaset izlemiş, fakat bu siyasetten Makedonya için bir takım çıkarlar sağlamıştı. Beşinci yüzyılın son çeyreğinde tahta çıkan Arhelaos (413-399), Tukidides'e göre kendisinden önce gelen 8 kraldan daha çok işler görmüştür. Bu hükümdar güçlü kaleler, iyi askeri yollar yaptırmak ve o zamana kadar oldukça ilkel bir durumda bulunduğu anlaşılan orduyu ıslah etmek ve teçhizatlandırmak suretiyle Makedonya devletinin gelişimini hızlandırmış, Pella'daki sarayına Evripides'ten başka zamanının tanınmış ressam, heykeltraş ve müzikçilerini toplamakla Yunan kültürünün Makedonya tutunmasına yol açmıştır.
Yunanistan'ın kuzeyinde öteden beri Yunanlılarla ilişkilerde bulunmuş ve Yunan kültürünün az çok etkisi altında kalmış üç devlet vardı: İlliryalılarla meskun olan Epeiros, Trakya ve Makedonya. Bu üç devletten en önemlisi hiç kuşkusuz Makedonya idi. Makedonyalıların ırk bakımından Yunanlılarla mı yoksa İlliryalılar ya da Traklarla mı akraba oldukları sorunu Eski Çağdan beri tarihçileri ve filologları meşgul edegelmiştir. Mesela Herodotos Makedonyalıları bir Yunan kabilesi olarak göstermekte, Atinalı hatip Demostenes bunların barbar olduğunu ileri sürmekte, tarihçi Polibyos ise Makedonyalılarla Yunanlıların aynı ırtan olduklarını yazmaktadır. Bugün Makedonya diline ait elimizde bulunan pek az ve noksan malzemeden ziyade Makedonyalıların devlet teşkilatı, din, töre ve adetlerine dayanarak bunların bir Yunan kabilesi olduğunu söyleyebiliriz. Yalnız Makedonyalılar yerleştikleri kuzey bölgelerinde güneyde oturan kabileler kadar çabuk bir siyasal ve kültürel gelişim geçiremediklerinden Yunanlıların göçebelik çağından kalma bir takım kurul ve adetlerini uzun süre korumuşlar, kendilerinden önce ülkelerinde oturdukları anlaşılan Anadolu kavimlerinin, ya da daha sonları buralara gelen Traklar ve İlliryalıların az çok etkisi altında kalacak 5 inci yüzyılda kendileriyle akraba olduklarını unutan Yunanlılara "barbar" bir kavim gibi görünmüşlerdir. Nitekim Herodotos'tan öğrendiğimize göre Makedonya kralı İskender I in (yaklaşık 495-450/40) Olimpiyat'lara girme teklifini Yunanlılar ilk önce, Makedonyalıların başka ırktan oldukları bahanesiyle, reddetmişler, fakat kralın Argosla olan ilişkilerini açığa vurmasından sonra bunu kabullenmişlerdi.