Nihat Yılmaztekin

Nihat Yılmaztekin
@Cerezbaba
İşte bu suretle Ön Asya tarihinde ilk kez belirli bir ulusa bağlı olmayan bir devlet fikriyle karşı karşıya gelmiş bulunuyoruz. Gerçi Persler bu fikri hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirememişlerdir: Pers devleti esas itibariyle bir takım irili ufaklı devletler, şehir devletleri, aşiret ve kabileler karışımından meydana gelen suni bir teşekkül olmaktan kurtulamamıştır. Bununla beraber Pers krallarının almış oldukları bazı tedbirler bunların devletlerini parçalanması caiz olmayan bir bütün olarak düşünmüş ve kabullenmiş olduklarını gösterir. Devletin her tarafında geçen tek para sistemi uygulanması, krallığı tabi tüm ülkeleri baştan başa kateden bir yol şebekesi ve bu yollar üzerinde düzenli bir posta teşkilatı meydana getirilmesi bu tedbirlerin en önemlileri olarak gösterilebilir. BU yollar 111 posta istasyonu kapsayan "kral yolu" en çok zikre değer. Bu yol Efesos'ta başlıyor, Sardes üzerinden Sakarya'nın dirsek yaptığı Gordion'a ulaşıyor, buradan Kapadokya'da bulunan Pteria'ya (yeri belli değil) gidiliyordu. Oradan doğu Anadolu'nun engebeli arazisinden geçiyor, Dicle vadisini izleyerek Mezopotamya'ya iniyor ve Susa'da son buluyordu.
Sayfa 269·Kitabı okudu
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Pers krallığı mutlak bir idare sistemine sahipti. "Ülkeler kralı" veya "krallar kralı" unvanını taşıyan, fakat Mısır'da olduğu gibi hiçbir zaman tanrı sayılmayan kral tüm yanın sahibi sayılır, buyrukları kanun niteliğini taşırdı. Tanrı Ahuramazda'nın en sevgili kulu olan kralın yanında aristokratlar önemli bir yer alırlardı. Bunlar kayıtsız şartsız krala bağlı bulunur ve onun buyruklarını harfiyen yerine getirmeyi en kutsal ödev sayarlardı. Yalnız aristokratların değil, fakat her uyruğun baş ödevi krala hizmet etmekti. Herodotos'un söylediği gibi her Pers ata binmeyi, ok atmayı ve gerçeği söylemeyi daha gençliğinde öğrenirdi.
Sayfa 268·Kitabı okudu
Tarih
Dareios 513 yılında İstanbul Boğaz'ından Trakya'ya geçerek bu ülkede, denizden pek fazla uzaklaşmamak suretiyle, batıya doğru ilerlemeye başladı ve Tuna'nın ötesinde oturan İskit'lerin ya da Dareios'un mezar yazıtında bildirdiği gibi "deniz ötesindeki Saka'lar"ın üzerine yürüdü. ... Bununla beraber bu sefer sonunda Trakya, hatta Makedonya Pers devletinin nüfuzuna girmiş oldu.
Sayfa 267·Kitabı okudu
Tarih
Persler Anadolu'yu ele geçirmekle Avrupa ile karşı karşıya gelmişler ve ister istemez Balkan yarımadasının oldukça karışık durumuyla ilgilenmek zorunda kalmışlardı. İşte bu suretle bunlar batı siyasetine karışmışlar ve Boğazlardan gelebilecek herhangi bir tehlikeyi önlemek için Balkanlara bir sefer yapmak lüzumunu duymuşlardır.
Sayfa 267·Kitabı okudu
Tarih
Fakat Kambizes'in son yılı Gavmata (Yunanlılarda Smerdis) adında bir rahibin çıkardığı bir ihtilal yüzünden bunalımlı bir hal aldı ve kralın mevkii bir hayli sarsıldı. Bu rahip kendisini Kambizes tarafından öldürülmüş olan Kiros'un ikinci oğlu Bardya olarak göstermek, halk lehinde bir takım reformlar yapmak ve genel bir vergi affı ilan etmek suretiyle alt tabakaları kendi tarafına çekmeyi başarmış ve kral unvanını takınmıştı. Bu haber üzerine Kambizes Mısır'dan hemen hareket ederek Suriye'ye geldi, fakat yolda, anlaşıldığına göre tabii bir ölümle öldü (intihar değil) (522). Kralın böyle kritik bir anda ölmesi üzerine Akhaimenid'ler saltanatı sona ermiş ve Gavmata rakipsiz kalmış gibi görünüyordu. Bir yıl kadar sürdüğü anlaşılan bir kargaşalık döneminden sonra Akhaimenid'ler hanedanının ikinci derecede bir kolundan Histaspes'in (Viştaşpa) oğlu Dareios altı Pers soylusunun yardımıyla Gavmata'yı esir almayı ve idam ettirmeyi başardı ve Kambizes'in meşru mirasçısı olarak Pers tahtına oturdu.
Sayfa 267·Kitabı okudu
Tarih