Zamanımıza kadar gelen Mısırlıların matematik kitapları birçok geometri ve aritmetik problemlerini ele almakta ve bunlardan birtakım pratik sonuçlar çıkarmasını bilmektedir. Mesela geometriden Nil taşmalarından sonra tarlaların sınırlarını bulabilmek üzere arazi kadastrosunun saptanması için faydalanıldığı anlaşılıyor. Diğer taraftan Mısır binalarındaki düzen ve dakiklik göz önünde bulundurulacak olursa bunların yapı tekniğinde de pek ileri gitmiş oldukları meydana çıkar. Esasında Sisamlı olmakla beraber Aşağı İtalya'da Kroton şehrinde İyonya felsefesini Orfevs mistisizmi ile birleştirmek suretiyle bir ekol, daha doğrusu bir çeşit tarikat kuran Fisagor (Pitagoras), dağınık bilgileri birleştirmek, bunlardan genel formüller çıkarmakla matematiği bir bilim şekline sokmuş, geometride bazı kurallar saptamakla bu bilimi ilkellikten kurtarmıştır. Geometride "Fisagor davası" olarak gösterilen ünlü davayı hep biliriz. Fakat Fisagor geometriden çok aritmetikle uğraşmış, en çok tek, çift ve kare rakamların ve daha genel olarak rakamların ana karakterini saptamaya çalışmış, her şeye şekil veren prensibin rakam olduğunu ileri sürmekle dünyanın özünün hava ya da su gibi maddi bir nesne olmayıp tam anlamıyla soyut bir prensip olduğunu ortaya atmış, fakat bu prensip üzerinde etkide bulunan sınırsız ve şekilsiz ikinci bir prensip kabullenmekte "düalist" bir görüşe sahip olduğunu da açığa vurmuştur. Kroton'da büyük ün kazanan, fakat esrarlı karakterini sürekli olarak koruyan bu ekolde sonraları Fisagorcular en çok matematik ve müzikle uğraşmışlar, bunlar arasında bazı bağlar kurmuşlar, fakat rakamlarla çok uğraşanlarda olduğu gibi mistisizme sapmaktan kendilerini kurtaramamışlardır. Bunlar astronomiye karşı da büyük ilgi göstererek dünyanın yuvarlak olduğunu ve bir yıldız etrafında