İyonya felsefesinin en önemli merkezi Miletos şehriydi. Lidyalılarla Medler arasında yapılan Kızılırmak muharebesi esnasındaki 28 Mayıs 585 tarihli güneş tutulmasını önceden hesaplayabilecek kadar astronomi ve matematikte bilgi sahibi olduğunu gösteren Tales her şeyin başlangıcında bulunan ve her şeyi meydana getiren elementin su olduğunu iddia etmiş ve büyük bir ihtimale göre dünyayı Okyanos'un ortasında yüzen düz bir kurs şeklinde tasavvur eylemiştir, Tales'in hemşerisi Anaksimandros bu alanda Tales'ten daha ileri giderek ana nesnenin belirli bir madde olmayıp "sınırsızlık, sonsuzluk" olduğunu ileri sürmüştür. Bu bilgiye göre bitip tükenmek bilmeyen bu sonsuzluk tüm hayatın başlangıcıdır, ölümsüzdür, her şeyi kavrar ve her şey ondan çıkar; fakat meydana gelen her şey bir gün yolmaya mahkumdur. Anaksimandros dünyayı bir silindir şeklinde Okeanos'un ortasında bir ada olarak kabul etmiş, Yunanistan'ın bu dünyada merkezi bir yer aldığı iddiasında bulunmuş, tasavvur ettiği dünyayı yalnız teorik bir tarzda açıklamakla yetinmeyip ilk kez bir harita (geografia) şeklinde saptamıştır. Yine Miletoslu olan Anaksimenes kendi teorilerini Tales'inkilerle uzlaştırmaya çalışmış, havanın hayat için sudan çok daha önemli olduğunu göz önünde bulundurarak her şeyin havanın sıkışması ya da gevşemesinden meydana geldiği, canlı yaratıkları ayakta tutan ruhun teneffüs edilen havan başka bir şey olmadığı tezini savunmuştur.