Nihat Yılmaztekin

Nihat Yılmaztekin
@Cerezbaba
Bu iki yüzyıl içinde edebiyatta olduğu gibi dinde de büyük bir canlılık ve hareket göze çarpmakta, Homeros destanlarının halk arasında yayılması üzerine, daha önceleri devlet tanrıları aşamasına yükselmiş olan Olimpos tanrıları halk tarafından da benimsenmeye başlanmaktadır. Olimpos tanrıları arasında en çok Zevs belirli bir varlık haline gelerek birörnek bir şekil almaya başlayan "tanrı" kavramının temsilcisi olarak ortaya çıkmış, Apollon ise kahin olarak tüm Yunan dünyasında ün kazanmıştır. Bu dönemde Olimpos tanrıları destan ya da lirik edebiyatta tanımlandığından başka türlü düşünülemez olmuş, bu görüşün sonunda antropomorfizm bir daha ileri gitmiştir. Fetişizme dayanan bazı bölgesel kültler, Olimpos tanrıları üzerinde etkilerde bulunmakla beraber, yavaş yavaş ortadan kalkmıştır.
Sayfa 226·Kitabı okudu
Tarih
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yunanistan'ın birçok yerinde olduğu gibi Attika'da da ilkbaharda Diyonizos onuruna yapılan törenlerde köylüler, tanrının maiyyetini temsil etmek üzere, tarla ve orman cinleri olan Satir ya da tanrının kutsal hayvanı olan teke kıyafetine girer, ağıtlar okur ve gürültülü alaylar tertiplerlerdi. Bukabil törenler Diyonizos kültünden başka kültlerde de bulunan ve "dromena" adını taşıyan ("dram" sözcüğü buradan gelmektedir) tanrıyla ilgili kutsal bir olayın halka sunulmasını sağlayan temsillerden başka bir şey değillerdi.
Sayfa 225·Kitabı okudu
Tarih
Sparta'nın kültür tarihinde şarkı ve müzik üstadı olarak derin izler bırakmış olan sanatçılar arasında Lesboslu Terpandros ve Lidyalı olduğu anlaşılan Alkman gösterilebilir. Genç kız koroları için Dor lehçesinde yazılmış ve bazı parçaları bize kadar gelmiş olan koro şarkıları Alkman'ın alçak gönüllü, cana yakın, yapmacıksız duyguları, neşeli ve spiritüel mizacı hakkında bir fikir vermektedir.
Sayfa 224·Kitabı okudu
Tarih
Fakat bu dönemde her şeyden önce kişisel duygularını açığa vuran birtakım lirik şairler ortaya çıkıyor. Lirizmin ilk temellerini atan şairlerin başında Hesiodos gelmektedir (MÖ. 700 yılları). Kimliği anlattığı olayın gerisinde gizli kalan ve yukarda söylediğimiz gibi tarihi bir kişi olup olmadığı kesin olarak bilinmeyen Homeros'un tersine olarak Boiotyalı Hesiodos gerçek bir kişi olup Avrupa'nın halen bilinen en eski şairlerindendir. Bu şair destan şeklinde yazmış olduğu "işler ve günler" (Erga kai Hemerai) adlı eserinde kendisinin ve kardeşinin başından geçen olayları anlatmakta, aristokratik görüşlerine tersine olarak çalışmanın faydalarını sayıp dökmekte ve ancak çalışmanın insanı mutlu kılabileceği tezini savunmaktadır. "Teogonia" adlı ikinci büyük eserinde ise şair derin bir düşünür olarak karşımıza çıkmakta ve Muza'lardan aldığı ilhamla Yunan tanrılarının menşeini saptamaya çalışmaktadır. Bu eserinin bazı yerlerinde şair Olimpos tanrıları ile ülkesinin yerli tanrıları arasındaki ayrılığı ortadan kaldırmak, bunları belirli bir sistem haline getirmek için uğraşmakta, adaleti temsil eden Dike'yi ve Zevs'in bir yoldaşı yapmakta ve ilk kez olarak tanrı kavramına ahlak kavramını katmak teşebbüsünde bulunmaktadır. Fakat bu eserlerden birincisinin esas itibariyle doğunun ata sözlerine, ikincisinin ise doğu mitolarına (en çok Hurri'lerin Kumarbi mitosuna) dayandığı bugün saptanmış bulunmaktadır.
Sayfa 221·Kitabı okudu
Tarih
MÖ. 7 nci ve 6 ncı yüzyılar Yunan uygarlık tarihinde yaratıcı dönemler olarak kabul olunabilir. Bu iki yüzyıl içinde sosyal, siyasal ve ekonomik hayatta görülen ilerleme kendini kültür hayatının çeşitli alanlarında da göstermekte, fikir, edebiyat ve sanat kanunları sabit şekiller almaktadır. Bu dönem kültürü Yunan Orta Çağı kültürünün dar çerçevesi dışına çıkmakta, Homeros dünyasının ortaya attığı temellere dayanmak suretiyle sürekli olarak gelişmektedir. Oldukça gevşek bir teşkilata sahip oldukları anlaşılan Yunan Orta Çağı aristokrat devletlerinin yerine demokratik nitelikte, iyi teşkilatlandırılmış devletlerin geçmesi üzerine kültür aristokratik çevrelerin bir imtiyazı olmaktan çıkmakta, halk arasında da yayılmaya başlamaktadır. Bu dönem aynı zamanda halk kitleleri arasından bazı kişilerin belirmeye başladıkları bir dönemdir. Yalnız siyasal alanda değil, kültür hayatının türlü alanlarında da, mesela felsefe, edebiyat ve sanatta eski geleneklerin dar sınırlarını kıran, bu şuurlar dışında kendilerine yeni gelişim yolları arayan birtakım kişiler ortaya çıkmıştır.
Sayfa 220·Kitabı okudu
Tarih