Sparta'nın büyük devlet olarak ünü doğuya da yayılmış olacak ki, Lidya kralı Kroisos ve Mısır kralı Amasis bu devlete zengin armağanlar sunmakta birbiriyle adete yarışmışlardır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İşte bu suretle istila siyasetinden ittifak siyasetine geçen Sparta 6 ncı yüzyılın son yarısında, Argos ve Ahhaya dışta kalmak üzere, tüm Peloponnes şehir devletlerini içine alan askeri nitelikte bir "Peloponnes birliği" kurdu. Yunan tarihinde ilk büyük kuruluş olan bu birliğe giren ve aralardan değil, fakat yalnız Sparta ile antlaşmalar yapan şehir devletleri bağımsızlıklarını koruyor, fakat savaşta ordularını Sparta'nın buyruğuna vermeyi taahhüt ediyorlardı. Sparta tarafından gerektiği zamanlar toplantıya çağrılan birlik meclisinde her şehir devleti, küçük ya da büyük olsun, bir oya sahip bulunuyordu. Kararlar çoğunlukla alınıyordu. İşte bu suretle Sparta Yunanistan'da başlıca askeri rolü oynamaya aday büyük bir güç haline gelmiş ve belki de istemeyerek kendini uluslararası politikanın içinde bulmuştur.
Spartalı'lar her şeyden önce asker insanlar olduklarından ve orduya büyük önem verdiklerinden bunların 6 ncı yüzyılda elde ettikleri başarıların nedeni ve taşıdıkları "yenilmezler" sıfatı kendiliğinden anlaşılır. Parnon dağının doğusunda Kinuria ve Tireatis bölgelerinden başka Kitera Adası'nın da zaptından sonra Spartalı'lar Tegealı'larla harbettiler, fakat galip gelmekle beraber bu bölgeyi kendi devletlerine katmayarak Tegea ile bir ittifak akdettiler şehrin gereğinde kendilerine askeri yardımda bulunmasını sağladılar.
Kleistenes'in reformları ile Atina'nın sağlam teşkilatlı bir devlet olabilmesi için geçirdiği gelişim esas itibariyle sona vermiş, Atina'da oturan yabancılar (metoikos'lar) dışta kalmak üzere, her yurttaş doğrudan doğruya hükümete katılma imkanlarını elde etmişti. Attika'nın gerçek egemeni halk olduğundan bu yeni hükümet şeklinde "demokrasi" denilmiştir.
"Beşyüzler meclisi"nin yasama yetkisi yoktu. Kanunlar eskiden olduğu gibi "ekklesia" yani "halk meclisi" tarafından müzakere ile kabul olunurdu. Halk bu dönemde de hükümsürenlik haklarını elinde bulunduruyor, harp, barış ve ittifak gibi önemli sorunlara dair kararlar alıyor, devlet memurlarını seçiyor ve bunları denetliyordu. Bu zamanda halk meclislerinin büyük bir önem kazanmış olduğunu Atina'da "Pniks" tepesinde bu toplantılara ayrılmış ve set duvarlarıyla desteklenmiş olan meydanın büyüklüğü gösterir. Kleistenes'in pek eski bir kurul olan aeropag meclisini ve Solon'un gelir üzerine kurulu dört sınıf teşkilatını olduğu gibi bırakmış olması bu kişinin, bazen ileri sürüldüğü gibi, aşırı bir devrimci olmadığını ispatlasa gerektir. Üyeleri "beşyüzler meclisi" üyeleri arasından seçilen ve "helieia" adını taşıyan jürili halk mahkemesi bu dönemde de vardı. Arhon'lar "bule" ile yakından ilgili oldukları anlaşılan ve mali işlere bakan "kolokret"ler ve 10 file'ye göre yeni kurulan 10 piyade alayına (taksis) kumanda eden "strategos"lar ilk iki sınıftan, yani varlıklı kişiler arasından seçilirdi. Yukarıda söylediğimiz gibi memurların hiçbir ücret almaksızın çalıştıkları göz önünde bulundurulacak olursa demokratik prensiplere aykırı gibi görünen bu usulün anlamı ortaya çıkar. Ordu ise bir milli milis halini almıştı. Her file bir piyade alayı ve bir süvari tümeni çıkarıyor ve bunları kendisinin seçtiği bir strategos'un buyruğuna veriyordu. Strategos'lar sırayla tüm orduyla kumanda ediyorlardı. MÖ. 5 inci yüzyıla kadar bunlar "arhon polemarhos"un buyruğunda idiler.