Kolonilerin kuruluşundan Yunanlılar ekser hallerde sistemli hareket etmişlerdir. Göçmen kafilelerinin başında bunlara önderlik eden ve genellikle aristokrat sınıfından seçilen ve "oikist" adını taşıyan bir önder bulunurdu. Bu önder ekser hallerde Delfoi kahinine danıştıktan sonra şehrin yerini tayin eder, şehri kurup teşkilatlandırır, öldükten sonra şehrin resmi meydanına gömülür ve şehir halkı tarafından bir kahraman (heros) ya da yarı tanrı sayılırdı. Ekseriya bir yarımada üzerinde ve elverişli bir veya iki limana sahip olan şehir bir surla çevrilir, çevresindeki topraklar birbirine eşit parsellere ayrılı ve göçmenler arasında paylaşılırdı. "Polis" niteliğini taşıyan koloni şehirleri (apikilalar) anaşehir karşısında özgür ve bağımsızdılar, yani koloni şehrindeki yurttaşlar anaşehir yurttaş topluluğundan sayılmazlardı. Yalnız koloni ile anaşehir arasında dini bağlar bulunur, her iki yerde de aynı tanrılara tapılırdı. Ana yurttan getirilen ateşin yandığı sunağın etrafında kutsal bayramlar kutlanır ve aynı takvim uygulanırdı. Şehir hukuku ve fileler düzeni de her iki yerde birbirinin benzeri olurdu. Korint'in Potideia koloni şehrine her yıl "epidamiurgos" unvanını taşıyan denetçiler göndermesi bir istisna teşkil eder. Apoikialar daha sonraları kurulmuş olan "kleruhia"lardan da farklıdır, çünkü bu sonuncular halkı anaşehir yurttaşı sayılırdı. Başlı başına birer "polis" meydana getiren koloni şehirlerinin yanında "emporion" adını taşıyan ve çok vakit kıyılarda bulunan pazar yerleri de vardı. Yunanlılar esas olarak kıyılarda yerleşmeyi tercih etmişler, yalnız arasıra mesela Halkidike yarımadasında ya da İtalya ve Sicilya'da olduğu gibi iç bölgelere sokulmuşlardır.