Nihat Yılmaztekin

Nihat Yılmaztekin
@Cerezbaba
İki yüzyıl kadar süren bu faaliyet sonunda gerek Akdeniz, gerek Karadeniz'in etrafı kolonilerle çevrilmiş ve Yunanlılar buralara, Eflatu'un dediği gibi bir havuzun etrafında oturan kurbağalar gibi yerleşmişlerdir. MÖ. 6 ncı yüzyıl ortalarından sonra koloni kurmak pek mümkün olmamıştır. Çünkü doğuda Pers devleti yeni genişlemelere engel olmuş, batıda ise Etrükslerle birleşen Kartacalılar Yunanlılara karşı cephe almışlar ve onların bu bölgelere girmelerini önlemişlerdir.
Sayfa 168·Kitabı okudu
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kolonilerin kuruluşundan Yunanlılar ekser hallerde sistemli hareket etmişlerdir. Göçmen kafilelerinin başında bunlara önderlik eden ve genellikle aristokrat sınıfından seçilen ve "oikist" adını taşıyan bir önder bulunurdu. Bu önder ekser hallerde Delfoi kahinine danıştıktan sonra şehrin yerini tayin eder, şehri kurup teşkilatlandırır, öldükten sonra şehrin resmi meydanına gömülür ve şehir halkı tarafından bir kahraman (heros) ya da yarı tanrı sayılırdı. Ekseriya bir yarımada üzerinde ve elverişli bir veya iki limana sahip olan şehir bir surla çevrilir, çevresindeki topraklar birbirine eşit parsellere ayrılı ve göçmenler arasında paylaşılırdı. "Polis" niteliğini taşıyan koloni şehirleri (apikilalar) anaşehir karşısında özgür ve bağımsızdılar, yani koloni şehrindeki yurttaşlar anaşehir yurttaş topluluğundan sayılmazlardı. Yalnız koloni ile anaşehir arasında dini bağlar bulunur, her iki yerde de aynı tanrılara tapılırdı. Ana yurttan getirilen ateşin yandığı sunağın etrafında kutsal bayramlar kutlanır ve aynı takvim uygulanırdı. Şehir hukuku ve fileler düzeni de her iki yerde birbirinin benzeri olurdu. Korint'in Potideia koloni şehrine her yıl "epidamiurgos" unvanını taşıyan denetçiler göndermesi bir istisna teşkil eder. Apoikialar daha sonraları kurulmuş olan "kleruhia"lardan da farklıdır, çünkü bu sonuncular halkı anaşehir yurttaşı sayılırdı. Başlı başına birer "polis" meydana getiren koloni şehirlerinin yanında "emporion" adını taşıyan ve çok vakit kıyılarda bulunan pazar yerleri de vardı. Yunanlılar esas olarak kıyılarda yerleşmeyi tercih etmişler, yalnız arasıra mesela Halkidike yarımadasında ya da İtalya ve Sicilya'da olduğu gibi iç bölgelere sokulmuşlardır.
Sayfa 168·Kitabı okudu
Tarih
Yunan filozofu Eflatun (Platon) Yunanlıların uzak ülkelere göçme nedenlerini Yunan ülkesinin darlığında, orada sık sık patlak veren parti kavgalarında ve ayaklanmalarda buluyor. İktidardan düşen bir partinin üyelerinin, serüven peşinden koşan bir takım insanlarla birlikte kendilerine daha elverişli hayat koşulları sağlamak üzere uzak ülkelere gitmiş olmalarını tabii olarak karşılamak gerekir.
Sayfa 167·Kitabı okudu
Tarih
Fakat kolonizasyonun nedenlerini sadece Yunanistan'ın darlığında aramak doğru olmasa gerektir. İlk zamanlar için hiç kuşkusuz önemli olan tarımsal nedenlerin yanında daha sonraki dönemlerde ticari ve ekonomik nedenler de büyük rol oynamışlardır. Yunanistan'ın doğu bölgelerinde ticaret ve sanayi ilerledikten sonra Yunanlılar kendilerine gerekli olan ham maddeleri elde etmek, aynı zamanda sanayi mallarına yani pazarlar bulmak üzere elverişli yerlerde koloniler meydana getirmeyi faydalı bulmuşlardır. En çok sikkenin ekonomi hayatında önemli bir rol oynamağa başlaması üzerine koloni kuruluşunda ekonomik nedenler ön planda gelmiştir. Anadolu kıyılarındaki Yunan şehirleri ise geniş hinterlandları aracılığıyla Anadolu ve Ön Asya ile öteden beri ticaret ve kültür ilişkilerinde bulunduklarından Yunanistan şehirlerinden çok daha sonra, ancak gerilerinde kurulan Lidya krallığının bu ticarete engel olmaya başlaması üzerine, ekonomi hayatlarına yeni bir hamle vermek üzere koloni kurmak ihtiyacını duymuşlardır.
Sayfa 166·Kitabı okudu
Tarih
Yunan kolonizasyon hareketinin nedenleri çok ve çeşitlidir. Bu nedenlerin başında esasen küçük bir ülke olan Yunanistan'ın büyük bir kısmının dağlık ve tarıma elverişli pek az toprağa sahip oluşu gelir. Orta Çağın ilk dönemlerinde tarımın yanında ticaretle de uğraşan Anadolu Yunanlılarının tersine olarak yalnız tarımla geçinen kontinan Yunanlılarına bu toprakların birkaç kuşak sonra yetmeyeceği besbelliydi. Hesiodos'un ailelere fazla çok yapmamalarını tavsiye etmesine ve kusurlu doğan çocukları ücra yerlere bırakma adetinin Yunan dünyasında yayılmasına rağmen nüfusu günden güne artan kabilelerin toprak ihtiyacı ya Spartalıların Mesenya'da yaptıkları gibi komşu ülkeleri istila etmek, ya da denizaşırı ülkelerde yeni topraklar elde etmekle giderilebilirdi. Yunanistan'da genişlemek birçok kabileler için mümkün olmadığında bunlar belirli bir kültür aşamasına eriştikten sonra nüfus fazlasını deniz yoluyla dış ülkelere sevketmek zorunda kalmışlardır.
Sayfa 165·Kitabı okudu
Tarih