Ilk başlarda,genetik mirasımızın yalnızca anne babamızdan aldığımız kromozal DNA yoluyla aktarıldığına inanılıyordu. Kromozomal DNA saç, göz ve 'ten rengi gibi fiziksel özellikleri aktarmakla sorumludur ve şaşırtıcı biçimde bütün DNA mizin %2'sinden az kısmını oluşturur. Diğer %98 lık bölümde kodlamayan DNA olarak adlandırılır ve kalıtımla aldığımiz duygusal, davranışsal ve karakter özelliklerinin birçoğundan sorumludur.
Her hücrede çevresel bilgilerin sinyallerini almak icin alıcılar vardır ve hücrelerin içindeki genlerin okunuşunu kontrol eder. Hücreleriniz aldığı sinyallere bağlı olarak genetiği okumayı veya okumamayi seçebilir. Algılarınız biyolojinizi kontrol eder ve sizi sürücü koltuğuna oturtur.Alginizi değiştirebilirseniz kendi genetik durumunuza şekil verebilirsiniz.
Dr. Lipton'a gore, hücrenin bilgiyi işleyiş sistemi ile kuantum prensipleri arasında bir ilişki vardi. Hücrenin dış katmanı (zari) , hücrenin beyni idi. Yaşanan çevremin , hücre zarı aracılığıyla molekülleri etkilediğini ve böylece hücreleri kapatıp açarak hücrenin davranışını ve psikolojisini kontrol ettiğini keşfetti. Bu keşif EPIGENETIĞIN temellerini attı. Bilim dünyası şaşkındı; çünkü insanın yaşadığı çevre, olaylar, soluduğu hava, midesine girenler...kisaca her şey genetiğini değiştiriyordu.