Sen şu babalığını ne zaman gösterirsin, Allah Baba? Vinlayan bir bombanın, benim bir yaşındaki oğlumu, ufacık oğlumu parçalamasına göz yumdun, bu mu babalık ?
Onun öldürülmesine ses çıkarmadın, bu mu Babalık? Ne dersin , Allah Baba?
Beni bizim buralarda kime sorsan, “gariban babası derler.
Öyle miyim?. Öyleyim. Hiçbir kusurum yok, adeta bir iyilik meleğiyim, bu dünyaya iyilik için gelmişim, kimsesizlerin kimsesi, yoksulların yardımcısı, yalnızların dostu, hastaların şifacısı, melekut âleminin yeryüzü temsilcisiyim. Yalan mı? Hiç değil.
Ama bir sor bakalım, iyi oldun da nasıl iyi oldun? Kolay mı öyle iyi olmak? Hadi bugün iyi olayım de bakalım, olabiliyor musun? Ben bu işlere bulaşalı, kendimi unutalı tam otuz iki sene oldu. Bu kadar zamandır başkaları için yaşıyorum.
Dört sene üniversite okudum, yurttan okula, okuldan yurda Yurtta oda arkadaşlarımla mecburen arkadaş oldum. Zorla birkaç kez okey oynamaya götürdüler, ama taş dizmek kadar yorucu başka bir eylem görmedim.