Ümit dünyasında yaşıyoruz. Sağlıklı olmak için ümit ediyoruz. Başarılı olmak için ümit ediyoruz. Bir kadın olarak sokağa çıktığımızda öldürülmemek için ümit ediyoruz. Ama en çokta sevilmek için ümit ediyoruz..Hiç görmediğimiz aslında doğru düzgün hiçte tanımadığımız insanlara uçsuz bucaksız bir deryada gibi kapılıyoruz.
Ruhumuzda kuşlar kanat çırpıyor, çocuklar ip atlıyor. Kalbimizde efeler zeybek oynuyor. Hem de davulla zurnayla...
Beynimizde ise ümitler saymakla bitmiyor.
Seven ise bulunmuyor.
Aklımın içinden birbirini sürekli tekrarlayan ve susmayan düşünceler geçiyor fakat gitmiyordu. Doktor ruminasyon yani çok düşünme problemi var sen de dedi.
Bir bu eksikti sanki her şeyim tammış gibi...
Eee doktor bey çözümü nedir diye sormadan duramadım. Aldığım cevapsa başımdan kaynar suların dökülmesine neden oldu.
Beynini kafatasının içinden çıkar ve koy masanın üzerine demesin mi?
Şimdi de beynimi kafatasımın içinden çıkarabilmem için ilk önce 6 sene tıp okumam sonra da TUS'a falan hazırlanmam gerekicek.
Bu seferde kendime şunu soramadan duramadım. Tıp okumak mı daha kolay, dirsek çürütmek mi? Yoksaa kafamı omuzumun üstünden kesip kenara koymak mı?
Omzumun üzerinden kesip kenara koymak daha mantıklı geldi bana... Hem başı kesik yaşamak sadece horozlara özgü olmamalı.
Bazı durumlarda horozlarla eşit şartları da yaşamalıyız...
Madem feminist yaşam istiyoruz kadını da erkeği da horozu da eşit olmalı.
Horoz demişkeeen Denizli'nin kızı, tozu birdeeeğğee horozu meşhurdur. Gerçi bu sözde horoz gerçek anlamda mı, yan anlamda mı, yoksa mecaz anlamda mı kullanılmış ben bilmiyorum okur.
Tek bildiğim horozlarla eşit olmamız gerektiği..
Sizi seviyorum öptüm.