Yaşam ne garip.
1 yıl önceki senle 1 yıl sonraki sen tamamen farklı.. Sürekli değişimle, gelişimle ya da duraklamalarla geçiyor. 1 yıl önceki benin hayatında farklı insanlar, farklı heyecanlar, farklı mutluluklar ya da mutsuzluklar, farklı aşklar varken; 1 yıl sonraki benin içi bambaşka..
Her gün biraz daha büyüyorum. Her gün biraz daha akıllanacağıma sanırım aklım bir yerlere kaçıyor. Daha deli dolu oluyorum. Daha tutkulu ve en önemlisi daha aşık..
Çünkü ben aşka ve hayata aşığım..
Görüyorum ki insanlar da, heyecanlar da, mutluluklar ya da mutsuzluklar hepsi gelip geçici. Benden tek gelip geçmeyen aşka ve hayata aşık oluşum.
O kadar içten bunu diliyorum ki umarım asla kaybetmem..
Kaybettiklerim ya da kazandıklarım yazdığım gelip geçici şeyler olsun ve beni geliştirsin...
Zaten yanımda olmak isteyen bir yolunu bulur. Ne demişler: " Su akar yolunu bulur."
Daha mutlu! Daha huzurlu!
Ruhunun yozlaşıp çürüyüşünü seyretmenin ne alemi vardı ki? O gençliğini muhafaza edecekti ya,önemli olan buydu. Hem ruhu zamanla iyileşip güzelleşemez miydi? Geleceğinin illa utanç verici olması gerekmiyordu ki. Belki günün birinde yaşamına bir aşk girer, ruhunu arındırıp onu koruyucu bir kalkan gibi günahlardan korurdu. Ah o günahlar yok muydu; daha şimdiden ruhunda ve teninde kıpraşan, tüm cazibelerini gizemlerinden alan, akla hayale gelmeyecek o günahlar... Kim bilir belki bir gün o zalim ifade o kırmızı dudaklardan silinir giderdi.
Sanat bizim hayal ettiğimizden çok daha soyuttur. Biçim ve renk, yalnızca biçim ve rengi ifade eder, hepsi bu. Bana öyle geliyor ki sanat, sanatçıyı açığa çıkarmaktan ziyade onu tamamen gizler.
Hem zaten her şey onun elinde miydi ki? Resimle yer değiştirmesini sağlayan şey gerçekten dua mıydı acaba? Olayın tuhaf bir bilimsel açıklaması olamaz mıydı? Eğer düşünce gücü yaşayan organizmaları etkiliyorsa, cansız nesneleri de etkiliyor olamaz mıydı? Bizden bağımsız nesneler, bizim irademiz ve bilincimiz dışında ruh halimize, arzularımıza göre titreşemez miydi; atomlar gizli, tuhaf bir aşk yaşarcasına birbirleriyle etkileşemezler miydi? Fakat sebep önemli değildi. Bir daha asla dua ederek böylesi korkunç bir gücü harekete geçirmeyecekti. Resmin değişeceği varsa değişecekti. Hepsi buydu. Daha fazla kurcalamaya ne gerek vardı?
Ruhun düşündüğünü atomların hissetmesi mümkün müydü acaba? Yoksa ruhun düşlediklerini atomlar hayata mı geçiriyordu? Ya da tüm bunların dışında korkunç başka bir sebep mi vardı?