Sevgili Gençler!
İnsanin doğası geregi baktığı pencereden, bulundugu yerden bir görüş alanı,
görünen bir sınırı illa ki var. Bu sınırı genişletmek, ufuk çizgimizi belirlemek bizim kendi elimizde. Bugüne kadar yaşadıklarımızdan en kıymetlilerini
yanımıza alıp üstünde yürüyecegimiz bu çizgi bizi ileriye taşıyacak.
Bu gizginin dümdüz olacağı yerler olacak. Gözüm kapalı olsa giderim, diyebileceğimiz türden. Fakat, tekdüze ilerlemek bir süre sonra sıkıcı gelecek. Ayaklarımız birbirine dolanacak. Sekteye uğrayacak adımlarımız. Olası durum bunlar. Panik olmaya gerek yok. Yürüyüsten koptuğumuzda,
Beden Egitimi derslerinde yapardık ya hani; ufak bir zıplama ile tempoyu yeniden yakalayıp yolumuza devam edeceğiz.
Üstünde yürüdügümüz çizgi bazı yerlerde kıvrımlaşacak. İnişli - çıkışlı, sağli - sollu zikzaklarıyla karşılayacak bizi. Biz adımlarımızda ne kadar itina göstersek de yalpalayacağiz. Bir o yana bir bu yana derken yürümemiz
zorlaşacak. Düseceğiz belki. Düseceğiz ama yola devam etmek için düstüğümüz yerden yine kalkmamız gerekecek. Silkineceğiz. Kendimize
geleceğiz. Üstümüzün başımızın tozunu çırpıp yola devam edeceğiz.
Beklentiye girmeden, en önemlisi kimseye eğilmeden kendi belirleyeceğimiz ufuk çizgimizin üzerinde yürüşümüz devam edecek, etmeli
de zaten. Bazen rahat adımlarla. Bazen de bedenimizde ve zihnimizde tüm
yorgunluğunu hissederek. Ama..
Aklımızdan çıkarmamamız gereken bir şey var:
Dinlenmenin tadını en iyi çıkaranlar en çok yorulup dinlenmeyi en çok hak edenlerdir.
Bahtınızla barışık olmanız dileğimle.
Basarlar!
Sevil Şentürk