----Dikkat spoiler içerir--------
Roman, ağaçsız, susuz ve zorlu bir mekan olan Baragan'da geçmektedir. Buranın sakinlerinin balıkçılıktan başka geçimlerini sağlayabilecekleri bir imkan ne yazık ki söz konusu değildir. Burada, evi çekip çeviren becerikli bir anne ile kaval çalma dışında yeteneksizliğiyle tanınan bir baba ve oğulları yani romanın ana kahramanı Mateke’den oluşan yoksul bir balıkçı ailesi yaşamaktadır.
Evin Annesi çok çalışkan bir kadındır ve sürekli olarak aileyi ekonomik sıkıntıdan kurtarabilecek hiç değilse biraz rahatlatabilecek bir çıkış yolu düşünmektedir. Tasarruf ederek 1 yıl boyunca 100 ley biriktirir. Bu parayla yaşlı bir at ve külüstür bir araba alır. Kocasını ve oğlunu, tuttukları balıkları köy köy dolaşıp satmak üzere gönderir. At yarı yolda sıcağa dayanamaz ve ölür bu sebeple ellerindeki balıkları yoldan geçen bir Çingeneye 30 leye satmak zorunda kalırlar. Baba oğul durmaksızın çalışırken köyden annelerinin öldüğü haberi gelir. Eve geri dönseler de giremezler ve yola koyulurlar.Orada burada ırgatlık ararken Duduka'nın konağını bulurlar ve baba oğul konağa ırgat olarak kabul edilirler. Mateke bu köyde kalmak istememektedir. Dişlek adındaki bir arkadaşı ile birlikte kaçarlar. Dişlek’in abisinin çalıştığı aile bu iki çocuğu da çırak olarak bünyesine kabul ederler.Bu köy de diğer köylerden farklı değildir. Köylüler boyar,rahip ve belediye reisinin aksine açlık ve yoksullukla her an sınanmaktadır. O sene köyde hava iyi gitmez. Köylünün ne yakacak odunu vardır ne de unu. Çocuklar açlıktan ve soğuktan ölür, hayvanlar ahırlarda telef olur. Heyet kurup belediye başkanına giderler Boyar'dan borç istemek üzere yardım etmesini isterler ancak istedikleriyle kalırlar. Bir gün bir yabancı ellerinde anayasayla gelir ve köylülerle konuşur. Bu yaşadıkları