Kitabımız Nahit Hanım’ın en yakın dostu Nermin Hanım ağzından yazılmış. İkisinin dostluğu o kadar değerli ve ilham verici ki. Aynı zamanda ne kadar şanslı olduklarını defalarca geçirdim içimden. Günümüzde böylesi, kardeşten öte dostluk yakalamak nerdeyse imkansız. Sadece iyi günde değil tüm kötü günlerde, yaptıkları hatalarda bile hem yüzüne hata yaptığını söyleyecek kadar dürüst hem de onun yanında olacak kadar candan biri bulmak çok zor. Bu anlamda yanlış bir devirde doğduğuma çok çok üzüldüm.
Sadece Nahit hanımın aşk hayatı ve duygu durumunu okuyacağınızı düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Kitap Nahit hanımın özel hayatı üzerinden aslında genç Cumhuriyet’e bir ışık tutuyor.
Felsefe bölümü mezunu, hem çok güzel hem de çok donanımlı bir genç hanımdır Nahit. Zaten o dönemde felsefe okuyup bitirmesi bile bence zamanının ne kadar ötesinde bir ufka doğru yelken açmak istediğini anlatıyor bize. Ankara’da öğretmen ihtiyacı doğduğunda ülkesine olan büyük sevgisi İstanbul’daki düzenini hiç tereddüt etmeden değiştirerek Ankara’ya gitmesini sağlıyor. Edebiyat öğretmenliğine başlıyor ve kimya öğretmeni olan Nermin ile dostlukları başlıyor.
Nahit’in edebiyata ve şiire olan tutkusu karşılıksız kalmıyor. Dönemin en önemli edebiyatçıları kendisine aşklarını ilan etmekte sakınca görmüyor. Sabahattin Ali ve Necip Fazıl Kısakürek yer yer müstehcenleşen mektuplarını ve şiirlerini Nahit Hanım’a ardı arkası kesilmeyecek şekilde gönderiyor. Hatta Nahit Hanım’ın Halil Bey ile evlenmiş olması bile mektupların kesilmesini sağlamıyor.
Kitabın bu kısımlarında akıllara düşen ve tartışmaya açık olan soru şu bence. Bu insanlar acaba Nahit Hanım’a mı yoksa aşka mı aşık?
Kitabın ilerleyen sayfalarında Nahit’in hayatına Orhan Veli giriveriyor, ansızın. Beklenmedik büyük bir aşk. Pek çok