“Hans Castorp kitapların kendisine ait olmasını istediğini söyledi - insanın kendisine ait bir kitabı okuması başka oluyordu; üstelik kalemini eline alıp istediğin yeri çizebiliyordu.”
"Demek, yetişmezsek o çukurdaki çocuklar ölecek?"
"Ölecekler efendim. "
Kaymakam ayağa fırladı, bas bas bağırmaya başladı. Yüzü kıpkırmızı kesildi, boyun damarları şişti. Elini masanın üstüne var gücüyle indirdi:
"Siz o çocukların kim olduklarını biliyor musunuz zabit bey, onlar insan değil, çekirge sürüleridir. Onlar çocuk değil, her biri bir canavardır. Şu koca memleketi onlar yaktı, yıktılar, köyleri, kasabaları talan ettiler. İnsanları öldürüp küçük kızların ırzlarına geçtikler. Onlar Ermenidir, Kürttür, onlar Yezidi, onlar Keldani, onlar Çingene, onlar yetmiş iki millettin veledi zinalarıdır. Dört kitapta onların katli vaciptir. Siz onları bilmiyorsunuz, iyi ki ölüyorlar, onlardan, o çekirgelerden i, insan suretiyle halkedilmiş gergedanlardan, kan içici canavarlardan kurtuluyoruz."
"Bu savaşlar bizi perişan etti. Korku bizim iliklerimize işlemiş. Ya köküne kadar, ölürcesine korkuyoruz ya da hiçbir şekilde umursamıyoruz. Biz her şeyimizi, insanlığınızı yitirdik Bu savaş neyimiz var, neyimiz yoksa hepsini aldı götürdü. Yüreğimiz çırılçıplak kaldı. Ölenlerimiz öldü, ölmeyenlerimiz de paramparça, liyme liyme. "