Ceydanur

Ceydanur
@Ceydanurlu
Çok da Böbürlenmeyin…
bir gün hayatın kapısını çaldım; içeriden “evde yok” dediler. . oysa pencerelerde benim çocukluğum asılıydı, ipini koparmış uçurtma gibi. sonra kaderin cebini karıştırdım; . birkaç kırık düş, birkaç yorgun gülüş, birkaç acı tesadüf, bir iki avuç pişmanlık, ve tarihi geçmiş umutlar çıktı. . hepsini geri bıraktım. sonra rüzgârın şefkat gösterdiği bir yaprağa rastladım; . öylece duruyordu kaldırılmda. sanki dalından düşmemiş de toprağın sesini dinlemek için eğilmişti. üstüne basmadım. ikimiz de susup sessizce yaşamı dinledik. ölümü de gördüm bir ara,
Reklam
-Pek çok insan tanıdım, Yüzü saray, İçi yıkık dökük kulübe.-
insan, sevdiği şeylerin bahçıvanına dönüşür bir süre sonra
Yaşamak Sessizce
Bir kasabanın en sessiz bakkalıydım ben. Akşamları kepengi indirirken elim hep gökyüzüne giderdi, sanki biri eksik saymış yıldızları da ben tamamlayacakmışım gibi. Karıncalar basamakta acelesiz yürürdü burada. Gölgeler, duvarların nemli yüzeylerinde kendine sakin birer yer bulurdu. Saksıdaki fesleğen, pencerenin mermerinde kendi sessiz krallığını kurardı gururla. . Sarı sabır sokak lambaları erkenden yanardı burada. Kediler, motoru soğumuş arabaların kaputlarında uykulu bir yuva kurardı kendilerine. Çocuklar misketlerini unutup büyüdüler sonra. Bir tek güneş aynı pencereleri öpmeye, rüzgâr aynı mahallede oturmaya devam etti. Ben denizi olmayan bir şehirde martı sesi biriktirdim yıllarca. Bazı özlemler böyledir çünkü: gerçeği yoktur, ama insan yine de yüreğinde taşır. . Ben bahçesi olmayan bir apartman balkonunda toprak kokusu biriktirdim yıllarca. (Saksılarla yendim beton soğukluğunu.) Bazı umutlar böyledir çünkü: tohumu vardır toprağı yoktur,
sokaklar kalabalıktır; lakin ne kimse kimseye değer ne de kimse kimseyi görür. çünkü aynı kaldırımda binlerce ayrı yalnızlık yürür.
Reklam