“ İçinde ne var senin?Bazı çocukça kavramlar,birkaç az pişmiş duygu,çokça sindirilmemiş güzellik, koskoca ve kapkara bir cehalet,aşkla yanan bir yürek ve aşkın kadar büyük, cehaletin kadar nafile bir tutku.”
“İnsan denilen yaratığın zihninde yer etmiş olan; kendi renginin, inancının ve siyasetinin en doğrusu,en iyisi olduğuna ve dünyanın dört bir yanına dağılmış diğer tüm insanların kendisinden daha talihsiz konumlara sahip olduğuna inanmasını sağlayan o yaygın dar görüşlülük,Ruth’da da vardı. Eski çağlarda kadın olarak yaratılmadıkları için Yahudilerin tanrılarına şükretmesini sağlayan,modern dönemdeyse başka tanrıların yerine yeni bir tanrı koymak için misyonerleri dünyanın en ücra köşelerine gönderen şey,işte bu dar görüşlülüktü. Ruth’un hayatın farklı bir köşesinden gelmiş bu adama biçim verip,kendi köşesinde yaşayan adamlara benzetme arzusu da yine aynı dar görüşlülükten kaynaklanıyordu.”