Varoluşçu gözüyle yazılmış olan Satranç, bu minvalde yazarın görüşlerini aktarmada kullanılmış. Yani zaten kendi dünyası varoluşçu sancılar ile sarmalanan Zweig'ın eserlerinin de bu çerçevede yazılmış olması şaşırtıcı değil. Zengin kendi için normal şeyleri yazmış.
Kitap başlı başına bir edebi başyapıt. Kurgu, konu, anlatım, teknik kusursuz.
Freudcu bir yaklaşım ile Satranç'ta Zweig bizlere insanın yaşantılatılarının, duyumsamalarının, izlerinin onun geleceğini de etkilediğini ve belirlediğini anlatıyor bizlere. Zaten bunu da öyküdeki karakterlerde görüyoruz.
Anlatılan "arka plan tarihi" anlayışı benim pek umrumda olmayan bir durum. Bu bence romanı etkilemez. Kimin umrumda? Hitler, Almanya, II. Dünya Savaşı falan, filan.