Hepten kadınları yadırgar oldum, aslında onlara hiçbir zaman alışık da olmadım, ne de olsa ben yalnız biriyim. Hatta kadınlarla nasıl konuşulur, onu bile bilmem.
Ahlak KarşıtıAndré Gide
1902 yılında yazılan, orijinal ismi L'immoraliste olan bir Fransız klasiği Andre Gide'in Ahlak Karşıtı romanı.
Michel, karısı Micheline ile severek evlenmemiştir. Balayı için Tunus'a giderler. Oraya gittiklerinde hayat ikisi için de zamanla kötüye gitmeye başlar. Kitap boyunca Michel'in arkadaşlarını toplayıp bütün bu gelişmeleri anlatmasını okuyoruz. Bu tarz anlatımları seviyorum. Olayı bizzat yaşayan kişinin, olaylar bittikten sonra bunları birilerine anlatması.
Çok samimi bir anlatım olduğunu söylemeliyim. Basit cümlelerle edebiyat yapma olayını Gide çok güzel başarıyor. Olayları aktarırken yazarın melankolik bir üslüp kullandığını sezdim. Olanları birebir, olduğu gibi, gerçekçi anlatıyor ama bunu yaparken melankolik bir anlatım kullanıyor.
Gide, farklı cinsel eğilimi ile sürekli eleştirilen bir yazar olmuş. Michel üzerinden bunu seziyorsunuz ancak yazar hiçbir zaman bunu dile getirmiyor kitapta açık açık. Daha çok toplumun benimsediği ahlakın bireyin özgürlüğü üzerindeki etkisi irdeleniyor. Kitabın bazı bölümlerinde olan muhabbetlere hayran kaldım diyebilirim. Michel kendini bulma arayışında. Ancak kendini bulmak isterken sürekli toplumun genel ahlaki yapısı ile karşılaşıyor. Özgür olmak istiyor ancak toplum buna müsaade etmiyor. İçinizde olan bir duyguyu, davranışını eyleme dökmek istiyorsunuz ancak toplum buna ne diyecek? İnsanlar size ne gözle bakacak? İçinizde olanı yaparsanız kendinizi özgür hissedeceksiniz ama toplumla çatışacaksınız. Hangisini seçeceksiniz? Toplumun genel ahlaki yapısı birey için daha mı önemli yoksa özgür olmak için toplumu karşınıza mı alacaksınız? Kitabın sonunu ise çarpıcı buldum diyebilirim. Az çok beklediğim gibi bitti.