"Kendi kalbine bakamayanın yaşamı bulanıktır; kendi yüreğine bakabilme cesareti gösterenler gönlünün muradını keşfedenlerdir. Dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur; içeriye bakan uyanır, dünyasını keşfeder."
Davranış, insanın iç dünyasının dışa yansımasıdır. İnsan davranışını anlamadan ne kendini ne başkasını anlayabilirsin.”
“İnsan, bir anlam arayışıdır. Yaşadığı her şeyi bir anlamda yoğurur.”
“Neden bu kadar yaramazlık yapıyorsun Zezé?” diye sordu usulca.
Başımı eğdim. Çünkü daha önce hiç kimse bu soruyu böyle yumuşak sormamıştı.
“Bilmiyorum… Ama bazen içimde öyle şeyler oluyor ki,
canımı acıtıyor... Sanki bağırmazsam, kırmazsam, içim patlayacakmış gibi.”
Portuga bir süre sustu.
Sonra hiç beklemediğim bir şey yaptı.
Diz çöktü.
Göz hizama geldi. Ellerini omuzlarıma koydu.
“Bak Zezé,” dedi. “Senin içinde çok güzel bir çocuk var.
Ama onu kimse görememiş. O güzel çocuğun sesini ben duyuyorum.”
Gözyaşlarım yanaklarımdan akmaya başladı.
“Sana bir sır vereyim mi?” dedi.
“Ben de çocukken çok yalnızdım. O yüzden seni anlıyorum.”
Sarıldı bana.
Öyle bir sarılmaydı ki…
Kalbimin içini ısıttı.
Sanki bütün kırık yerlerimi elleriyle onarıyordu.
O an içimde bir şey değişti.
Artık biri beni sevmişti.