Jonathan Livingston isimli martımız diğer martılar gibi sadece tekneleri başına gidip kuru ekmek atılmasını bekleyen, gecelerin uçmayan martılar gibi değildir, o; hızlı uçmaya, taklalar atmaya ve uçmakla ilgili şeyleri öğrenmeye meraklı bir martıdır. Bu durum da çevresinden tepki görmesine sebep olur ve bir gün onu kovarlar. Martımız zamanla kendi gibi uçmaya ilgili martılara karşılaşır. Yaşlı bir martıdan eğitim alır. Zaman geçtikçe eski sürüsünün yanına dönmek ve onun gibi martılara eğitim vermek için sürüsünün yanına geri dönmeye karar verir. Yolda kendi gibi uçmaya ilgi duyan martılarla karşılaşır ve sürüye dönerler. Okumayanlar olabileceği için daha fazlasını anlatmayacağım. Dili basit, okuması keyifli ve anlamlı bir kitap bence. Okumayanlara tavsiye ederim. Bana 3,4 yıl önce bir öğretmenim tavsiye etmişti ancak şimdi okuyabildim,iyi ki de önermiş.
Kitaba ilk başladığımda içimden "ben ne okuyorum, bu nasıl bir kitap" demiştim ama sonuna geldikçe kitabın anlatımına kendimi kaptırdım aynı zamanda amacını da daha iyi anladım, gerçekten muazzam bir kitapmış.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma
Kitap akıl hastanesinde kalan İvan Dmitriç ile Doktor Andrey Yefimiç arasındaki tartışmayı konu alıyor.
Kitapta hapishaneden ve akıl hastanesinden benzer bir şekilde bahsediliyor. Akıl hastanesinden istediğin zaman çıkamazsın, bu yerde hijyensizlik, adaletsizlik ve liyakatsizlik kol gezmektedir.
İvan Dmitriç bu haksızlığa ve zorbalığa karşı çıkmaktadır. Andrey Yefimiç ise bu durumun farkında olmasına rağmen tek başına bu durumu değiştiremeyeceğini düşünmekte ve olaylara karşı kayıtsız kalmaktadır.
Andrey Yefimiç, İvan İlyiç ile konuşmaktan büyük keyif almaktadır.
Zaman içerisinde Altıncı Koğuş'a sık sık uğramaya başlar. Bu durumu fark eden meslektaşları onu dinlemeye başlarlar, Doktorun aklını kaçırdığı düşünürler.
Bu düşünce sonucunda Doktor da Altıncı Koğuş' a yatırılır. Burda kaldığı zaman içerisinde görüşleri değişmeye başlar ve İvan Dmitriç ile birlikte haksızlığa karşı seslerini yükseltirler. Bu duruma sinirlenen yaşlı bekçi Nikita içeri girer ve ikisini de döver. Hayatı boyunca hiç acı çekmemiş olan Andrey Yefimiç'e bu acı çok ağır gelmiş olacak ki akşama doğru felç geçirerek ölür.