Bakışların bilinçli bir istek, bir eğilim değildi. Sen kişiliğin gereği kadınlara nazik ve yumuşak davranan bir erkektin. Elinde olmadan sıcak bakışlarını hep onların üzerinde gezdiriyordun. Daha on üç yaşındaki bir kızın ise böyle şeylerden pek haberi yoktu. Ben ateşe atılmış birisiydim. Kapıdaki davranışının sadece bana özel olduğuna inanmıştım.
Ne var ki akşamları anlatılan hikayelerin hepsi hüznün sessiz sokağına çıkar. Alacakaranlık, tülleriyle onların üstüne çöker, akşamda sükût eden tüm keder, onları yıldızlardan yoksun bir kubbeyle örter, karanlık damla damla kanlarına akar ve onların taşıdığı tüm aydınlık ve renkli sözler sanki bizim kendi hayatımızdan geliyormuşçasına dopdolu ve ağır bir seda bırakırlar.