Ben bu hallere onun yüzünden düşmemiş miydim? Şaka değil, üç yıl, hayır, iki yıl dört ay oldu; ama
nedir günler, nedir aylar? Benim için bir
önemi yok onların; mezarda olan için zaman, anlamını kaybeder.
Ben sadece uzak ve biçare bir seyirciydim, onlarla aramda derin bir uçurum
açılmıştı, anlıyordum. Bugün boştu kalbim ve çalılar bitkiler o zamanlardaki büyülü kokularını yitirmişlerdi, anlıyordum. Servilerin arasında boşluklar, fasılalar belirmiş, tepeler kavruklaşmıştı. Ben eski ben değildim; çağırsaydım getirseydim de konuşsaydım onunla, duymaz anlamazdı beni. Yüzü eskiden
tanıdığım bir adamın yüzü olurdu da benim yüzüm olmazdı, benim bir parçam bile olmazdı .
Hayat bana
tek ve değişmez bir mevsim oldu hep. Bu hayat bir soğuk bölgede ve sonsuz
bir karanlıkta geçti âdeta, öyle ki bağrımda hep aynı alev vardı ve o beni bir mum gibi eritti.