Çağdaş Kocabıyık

Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
6/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2024 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2024 12:37
Hikaye anlatımı açısından başarılı buldum. Bunu da kısa sürede okuyucuyu dünyada oradan oraya gezdirerek yapıyor. Sırasıyla Paris, İstanbul, Adana, Beyrut, Montpellier, Lyon, tekrar Beyrut, Paris ve nihayetinde Beyrut ile Hayfa arasında gitgellerden sonra Beyrut ve Paris şeklinde bitiriyoruz. Kısa bir roman için çok hızlı mekan değişikliği yapıldığından sahneler değişiyor, bu da okuyucunun sıkılmasına engel oluyor. Fakat benzer şeyi anlatımın canlılığı için söyleyemem. Bu öykü kısıtlı bir alanda geçiyor olsa çok sıkılırdık. Fakat o zaman da yazar muhtemeldir ki karakter gelişimine daha fazla vakit harcayacaktı. Romanı kısa tutmak bilinçli bir tercihse birinden fedakarlık yapmak zorunda kalmış olmalı. Örneğin Clara gibi önemli bir karakterin bize bu kadar yabancı kalmasını garipsedim. İsyan'ın babasıyla, hatta Salim'le bile daha fazla yakınlık kurulabiliyor. Clara ise uzak bir figür. Bu romanda en ilginç bulduğum tema baba - çocuk ilişkisi oldu. Mesela İsyan'ın babasıyla olan ilişkisi ve babasının ondan beklentileri İsyan'ın kararlarında çok belirleyici oldu ve romanda önemli bir alan tuttu. İsyan bunu eleştirse de daha sonra, tıpkı babasının kendisine yaptığı gibi, kendi kızına ç bir kahraman rolü biçecekti. Elbette çok farklı koşullar altında gerçekleşti bu kabul, ama bu ortak nokta ebeveyn çocuk ilişkisi konusundaki duygularımızı düşünmemiz için bize bir tetikleyici olabilir.
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
6/10
·184 syf.··
Beğendi
·
4 günde okudu
·
2024 11. kitabı
Amin Maalouf
8.4/10 · 40,2bin okunma
7/10
·256 syf.··
2024 10. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2024 17:10
Newport'un yazma stilini sevdim, okuduğum ilk kitabıydı. Önce hikayeler, ardından tavsiyeler. Aslına bakarsanız her bölümün başındaki hikayeler kitabı esas olarak okunur yapan asıl unsurlar. Kendisi de aslında biyografi yazarı Isaacson ile kişisel gelişim yazarı bilmem kim arasına bir yere koyuyor kendini. Üslup olarak beğenmeme rağmen içerik konusunda dar bir kitleye hitap etme gibi bir sıkıntısı var. Beyaz yakalıların büyük çoğunluğunun beli bir özerkliğe sahip olan çalışanlar ya da girişimciler olduğunu düşünüyor. Bu bilgiyi nereden aldı bilemiyorum fakat doğru değil. Çoğu çalışan ofis şartları içinde, düşük maaşa, kirasını ve enflasyonu filan düşünerek çalışıyor. Bu yüzden de tavsiyelerinin esas hedefi kendini fazla çalışma konusunda kontrol edemeyen ve üretkenlik kavramını esasında "meşguliyet" ile eş anlamlı gören, öyle bir bakış açısı geliştirmiş fakat görece serbest çalışma şartlarına karşılık gelen bireyler. Bu yüzden hikayeler genellikle sanat dünyasından. Yazarlar, şarkıcılar, kendi başına, freelance çalışanlar filan. Yani eski deyişle "serbest meslek" :). Newport muhtemelen örnek olarak gösterilecek, şöyle ortalama büyüklükte bir firmada çalışan kişilerden bir örnek bulamamış ki, yüzünü sanat, edebiyat ve gazetecilik dünyasına dönmüş. Mesela diyor ki şöyle bir kaç hafta iş yavaşlatsanız pek göze batmaz. İşte patronu olmadan çalışmanın getirdiği ufak şımarıklıklar bunlar :). Akşam saat sekiz gibi email atan patronunun sabah "söylediğim aksiyonu aldın mı?" sorusuna muhatap olmamanın verdiği genişlik. Allah herkese böyle bir çalışma hayatı nasip etsin de, tek derdimiz kendimizi fazla çalışmak konusunda frenleyememek olsun, ne diyim...
Slow ProductivityCal Newport · Portfolio · 20245 okunma