"Rougon-Macquart Dizisi"nin bu ikinci kitabı II. İmparatorluk döneminde radikal bir şekilde değişen Paris'in yitip giden eski haline bir ağıttır.
Bu dönemde Paris sadece mimari ve altyapı açısından değişmekle kalmamış, bu değişim aynı zamanda belli bir ahlâk sahibi ve mazbut eski burjuvayı yok ederek yeni bir tür, "bir koyup üç almayı hedefleyen", arsa ve borsa vurguncusu yeni bir tür burjuva tipini de doğurmuştur. Bu yeni burjuva ki, tamamen tüketime ve kazanca odaklı kafa yapısı ile bitmek tükenmeyen bir hırsa, açlığa ve deliliğe sahiptir. Büyük bir debdebe, şaşaalı evler ve kadın kıyafetleri, arabalar, sabahlara kadar süren eğlenceler bu yeni sınıfın imzasıdır. Zola'ya göre bu sınıfın sahip olmadığı belki de yegane şey asgari bir ahlak anlayışıdır:
"İmparatorluk, Paris'i, Avrupa'nın ahlaksızlık yuvası haline getirecekti. Bir tahtı çalmış olan bu bir avuç macera adamına, maceralarla, karanlık işlerle, satılmış vicdanlarla, satın alınmış kadınlarla, azgın ve genel bir sarhoşlukla dolu bir devir lazımdı." s.74
***
Serinin ilk kitabı olan "Rougon'ların Yükselişi"nden Pierre Rougon'un oğulları Aristide Rougon ve Eugene Rougon bu kitapta yine karşımıza çıkıyor. Ayrıca, ilk kitapta sadece adını duyduğumuz kızkardeşleri Sidonie de bu kitapta önemli bir yer tutuyor.
Kitabın baş kahramanları Aristide ve onun ilk karısı Angele'den olan oğlu Maxime ile ikinci, genç ve güzel karısı Renee'dir. Bu ikisi daha sonra yazak bir aşk yaşayacaklardır. Aristide, yakında bakan olacak olan kardeşi Eugene'in isteğiyle soyadını "Saccard" olarak değiştiriyor. Bu yüzden kitapta ondan hemen her zaman Saccard olarak bahsedilir. Belki de edebiyat dünyasında görüp görebileciğiniz en ahlaksız adam işte bu Aristide Saccard olabilir.
Kitap, burjuvanın şaşaalı yaşantısına çok vurgu yapmak için