Her sayfası o kadar değerliydi ki benim için, nasıl anlatsam bilemiyorum. Hukuk okumak istediğim için aldığım bir öneriyle okumaya başlamıştım. Daha ilk günden bu kadar çok seveceğimi biliyordum. Kitabı okumadan önce "To Kill a Mockingbird” müziğini dinlemiştim, o bile çok etkilemişti beni. Okurken ikinci kitabının da olmasına çok sevinmiştim. Bu kadar sevdiğim bir eseri sindirebilmek için her bir satırını gerekirse en baştan alıp okudum. Hafızama gerekirse daha iyi kazınması için filmini de izlemeyi düşünüyorum. Okurken insanların nasıl bir varlık olduğunu o kadar iyi anlıyorsunuz ki… Lütfen okuyun, okutturun. Bülbülü Öldürmek
Daha önce hiç aşık olmadım. Aşkın ne olduğunu bilmeden çevremden gözlemlediklerimle bu kavramın anlamını çıkardım. Ama bu kitabı okuduğumda her şeyi sil baştan almam gerektiğini fark ettim. Çünkü, aşk düşündüğüm gibi bir şey değildi. Bir anne ile çocukları arasında bile aşk vardır ve kaldı ki seven insan aşkını kendi ailesinden görür. Aşk artık onun için sadece bir kadın-erkek ilişkisi değil, anne-çocuk ilişkisine benzer. Böyle olduğu hâlde aşkı henüz tatmadan anladım mı yoksa anlamadım mı bilmem ama okurken acısıyla tatlısıyla da aşkı tatma fırsatı edindim. Gerçekten çok etkileyici bir romandı. Vadideki zambak
Tom Sawyer’ı bilirdim ama daha önce hiç okuyup hayatına tanık olmamıştım. Huck Finn sayesinde iki güzel çocuğun şimdi bile aklıma gelemeyecek maceralarına tanık oldum. O kadar güzeldi ki okurken hem zalim insanları tanımış oldum hem de o kadar kötülüğün içinde iyilik için yol kateden kalbi güzel çocuklara eşlik etmiş oldum. Okurken Jim'i, Huck Finn'i ve de Tom Sawyer'ı birer kardeş olarak gördüm. Pek güzeldi. Okuyun ve lütfen bu tavsiyemi kabul edin. Huckleberry Finn'in Maceraları
SPOİLER İÇEREBİLİR!!
Okurken hem küçük Zeze’nin hem yeni bir Şüş’ün hem de Monpit’in birer birer yaşadıklarını benimsedim, hissettim. Hayatına giren herkesi ben de kendi hayatıma kısa da olsa kabul ettim. Sonunda, önce Adam ardından Maurice ve en az vedası onlar kadar beni üzen Fayolle… Her sayfasında ben de kendi çocukluğuma veda etmiş oldum. Çok duygulandım ama bir o kadar da çok sevdim. Güneşi Uyandıralım
Klasik kitapları hiç okuyamazdım, hep sıkılırdım. Ancak, Uğultulu Tepeler bu önyargımı yıktı geçti. O kadar güzeldi ki soluksuz okudum. Herkes Mr. Heathcliff'e o kadar kızmış ki sanırım bir ben kızamadım ona, bir ben yaşadıklarını yaşamış kadar oldum. Gönlü yüce olan her iki Catherine’e kalbimi bıraktım. Sonunda Heathcliff Cathy'sine, küçük Hareton da kendi Cathy’sine kavuştu. Uğultulu Tepeler