Çocuklar, çok uzun zaman büyüklere muhtaç olduğu ve sürekli bakım istediği için, dişi maymun üsten ayrılamaz olmuştu. Avcı maymunun yeni yaşama düzeninde bu bakımdan da, öteki «safkan» et yiyicilerde rastlamadığımız yeni bir sorun çıktı ortaya : her iki cinsin rolleri birbirinden belirli olarak ayrıldı. «Safkan» et yiyicilerin aksine, avcı grupları sadece erkeklerden kuruluyordu. Oysa bu, primatların karakterine hiç de uymayan bir şeydi. Hiç bir erkek primat ava giderken çocuklarını, dişisini yalnız ve koruyucusuz bırakıp, gelip geçen başka erkeklerin saldırısına uğramalarına razı olamazdı. «Kafası» ne kadar gelişmiş olursa olsun, kabul etmezdi bunu. Onun için, toplumsal davranışını kökünden değiştirmek gerekiyordu. Bu sorunun çözüm yolu, kadın-erkek çiftini kurmakla bulundu. Dişi ve erkek avcı maymunlar aşık olacak ve birbirlerine bağlı kalacaklardı. Bu eğilim, başka hayvan gruplarında rastlanan, ama primatlarda pek az görülen bir şeydir. Böylece üç sorun birden çözülmüş oluyordu: Bir, her dişi, bir erkeğe bağlanıyor ve erkek avda da olsa bu bağlılığını sürdürüyordu. İki, erkekler arasındaki cinsel rekabet azalıyor, bu da işbirlikçiliğin gelişmesini sağlıyordu. Bir arada avlanan her erkeğin, zayıf ya da güçlü, bir görevi olacak ve başka birçok
primatlarda görüldüğü gibi, zayıflar toplum dışına sürülmeyecekti. Bundan başka, erkek avcı maymun yeni ve korkunç yapma silahlarını kullanarak, kabile içindeki bütün anlaşmazlıkları bastırabilecek güçteydi. Üçüncüsü de, bir erkek ve bir dişiden kurulu bir üretim ünitesinin gelişmesi, doğan çocukların da yararına oluyordu. Yavaş gelişen bir yavruyu büyütüp yetiştirmek gibi ağır bir çaba, ailenin birbirine bağlı olmasını gerektiriyordu. Balıklar, kuşlar, memeliler gibi başka hayvan gruplarında da, bu iş ana-babadan birinin yalnız