bilgelik bütün iyilikleri süsler, onları hep değerlendirir, gözlerinin önünden hiç ayırmaz, anımsamaktan hoşlanır. Kötü insanların bir tek zevki
vardır: İyilik gördükleri zaman duydukları, kısacık süren bir zevk; oysa bilgeye uzun, yıllar yılı süren bir sevinç kalır; iyilik görmek değil, iyilik görmüş olmak hoşuna gider onun, bu sevinç onda hep süreklidir, hiç sönmez. Kendini inciten olaylara değer vermez, unutması da umursamazlığından ileri gelmez, bile bile unutur. Hiçbir şeyi kötüye yormaz, başına gelenden ötürü bir sorumlu aramaz, insanların hatalarını daha çok kadere bağlar. Ne sözleriyle ne yüzünün ifadesiyle suçlar başkalarını; başına ne gelirse, iyi niyetli bir yorumla hafifletir olayı.
Hakareti değil, hizmetleri anımsar. Elinden geldiğince daha
eski, daha iyi anılan tutar belleğinde; değerli hizmetler görmüş olanlara karşı kötü hareketleri çok ağır basmadan, suçu kapalı gözlere bile apaçık batmadan duygularını değiştirip durmaz. Büyük haksızlık gördüğü zaman da, iyilik görmeden önceki haline döner sadece. Çünkü uğradığı hakarete eşitse iyilik, yüreğinde az çok iyi bir duygu kalır. Nasıl ki bir sanık eşit oy aldığı zaman affa uğrarsa, insancıllık kuşkulu olan her durumda daha iyi olasılığa doğru eğilirse, bilgenin ruhu da, kötülükler iyi davranışlara eşit olduğu zaman borçlu olmaktan çıkar, ama borçlu kalmak arzusu sürer gider; borçlar affa uğradıktan sonra borcunu öder yine de.