Aralarında zaman ve mekân beraberliği bulunan olaylardan ikisinin grafikleri birbirine tastamam uygun olunca, bu olayların arasında sebep-sonuç bağıntısı bulunduğunu kabul etmek lâzımdır.
Şu halde analoji, esası itibariyle farazi hükümler vericidir, ihtimalleri ortaya koyucudur. Ancak bu ihtimallerin kuvvetli oluşu, sayı bakımından çok ve önemli karakterler arasında benzeyiş münasebetlerinin kurulmasiyle kâbil olmaktadır.
Analoji metodu, kanun yapmada kullanılmaz, ancak tarifte ve sınıflandırmada işimize yaramaktadır.
Kanun yaparken zihnin dayandığı temel, kâinatta düzen bulunduğuna inancımızdır. Kâinatta düzenin bulunması demek, her zaman aynı olayların aynı şartlar altında meydana gelmesi demektir. Aynı sebeplerin, aynı şartlar altında daima aynı sonucu doğurmasına determinizm demiştik. Şu halde endüksiyon, determinizm prensibine dayanmaktadır. Lakin, bugün var olan şartların yarın var olup olmayacaklarını bilemeyiz. Olayları doğuran şartların her zaman aynı olacakları ispat edilemez; ancak böyle olacağına inanıyoruz. Şu halde endüksiyonunun temeli, kâinat olaylarında determinizmin bulunduğuna olan inancımızdır.