Ne yazık ki insanların çoğu yaşamlarının değerini ancak sona yaklaşırken anlarlar. Ivır zıvır yüzünden yakınıp dururlar. Her zaman mutsuzdurlar. Refah peşinde koşar, doymak bilmezler. Gerçek değerleri göremezler. Yaşanan her gün bir armağandır ancak bunu fark edebilenler sayılıdır. Fark edemedikleri için mutluluklarını ayaklarının altına alıp çiğnerler.
Duygularınızı pusulanız yapmayın. Çünkü iç sesinizi bir pusulaya benzetecek olursak, farklı yönleri gösteren ve durmaksızın yalpalayıp dönen bir düzine manyetik ibreden oluşacaktır. Böyle bir pusulayla okyanusa açılır mıydınız? Ben de öyle düşünmüştüm. O zaman hayatta yön bulmak için bu pusulayı kullanmayın.
Biz çok çabuk umutsuzluğa düşen varlıklarız ve etrafımızdaki acı, zulüm, hastalık ve adaletsizliklere rağmen kendi içimizde hayatın güzel olduğuna dair bir inanç yaratmak için çok çaba göstermek zorundayız.
"İlham verecek derecede cesur" ile "aptalca pervasızlık" arasındaki çizgi bir milimetre olabilir ve ancak sonradan görülebilir. Şans ve risk, ikiz gibi birbirine benzer.
Türkiye'de turizmin alışveriş ve eğlence gezileri ötesinde kültür turizmine yönelmesi gerekir. Orta Asya, İran, Volga boyu Rusya'sı, inşallah Suriye ve Balkanlar tatil hedeflerimiz haline gelmelidir.