Bir daha söyleyeyim ; özen göstermezsen yaralar enfeksiyon kapar, maalesef böyle kötü bir huyları var. Bir yerin yaralandığında tabi ki sabah akşam orayi düşünmeyeceksin. Ama yaralanmamış gibi davranmaya, incinmiş yerin üstüne abanmaya devam edersen de sızına yeni sızılar eklersin. Biliyorsun insan kolay yaralanıyor. Sonra çareyi doktorlarda filan arıyor ama yaralanan sensen eğer, kendine önce kendin merhamet edeceksin.
Aşk acısı çekmiş biri olarak aşkın kendisine inanmıyor, daha doğrusu nesnesinden ziyade öznesiyle alakalı bir his olduğunu biliyordum. Öyle büyütülecek bir yanı yok yani, hepi topu bicki dikiş meselesi. Kendi ihtiyacına göre biçtiği kostümü elindeki en münasip modele giydirmeye çalışıyor insan. Ait olmadığı bedenden sarkıyor haliyle kıyafet. Paçası uysal beli oturmuyor, omzu denk düşse kolu kisa geliyor. Sonra vay efendim sen onu benim istediğim gibi giyemedin, vay sen beni yeterince sevmedin. Halbuki terzi de modele değil, diktiği elbiseye bayılıyor.