Bilim kurgu ve fantastik kitapların kendine göre kuralları ve dahi evreni olur. Dune ise kendi evreninin yanında çok yönlü felsefesi var. Oluşturduğu bu felsefe ile sizin düşüncelerinizi sorgulatmasiyla birlikte geçmiş veya şimdinin toplumsal olaylarını ve hepsinden öte insanı anlamanıza yardımcı oluyor. Çünkü makro düzeyde imparatorluk ve iktidar mücadelesini anlatırken aslında mikro düzeyde insanın içine odaklanıyor. Insanın hırsını,açgözlülüğünü,niyet ve amaç değişimini gözler önüne seriyor. Karakterlerin iç dünyalarını bize yansıtırken kullanılan cümleler öyle özenle seçilmiş ki insanı anlamak için bize apayri pencereler açıyor. Bu konuda serinin 2. kitabı bir harika.( Benim genel seri içinde en az beğendiğim kitap olmasına rağmen)
Bu anlamda klasik bilim kurgunun çok ötesinde bir kitap var karşınızda. Okumaya başlayınca sanki dinler tarihi okuyormussunuz hissi uyandırıyor. Özellikle İslami terminolojiye sık sık yer veriyor.
Bir yandan geleceğin ( 10191) galaktik imparatorluğunda gezinirken diğer yandan Orta Çağ feodal sistemin içinde kendinizi buluyorsunuz.
Diyaloglar açık ve yalın ancak içerdiği anlam derinliği açısından-zihni birikiminize bağlı olarak- gönderme yaptığı eserleri ve kavramları hatırlayınca ayrı bir lezzet alıyorsunuz okumaktan.
Mesela " ölünün eti kendine, suyu kabilesine aittir" antropoloji yaptığı gönderme açısından müthiş. Suyu alınan ölü böylece kabile içinde yaşamaya devam eder anlayışı.
Bölüm başlarında yer alan sözler size hem kitabın felsefesine dair ( hatta bazi pasajlar kitap içindeki karakterlerin yazdıkları kitaplardan/notlardan alınma) ipuçları veriyor hem de o bölümdeki gerçekleşecek olay örgüsünü açıklıyor.
Kitap insana dair her şeyi edebiyatın büyüsünün gücüyle mezcetmiş.
Gücü elinde bulunduranların iktidarlarını devam