Kudüs!
Peygamberler şehri!
Yaradanın iki haremimden biri dediği ve dokunulmaz kıldığı belde!
Selahattin Eyyubi'nin esaretine dayanamadığı ve yıllarca başına siyah sarık bağlayıp yas tuttuğu, ardından da feth edip ümmetin himayesine hediye ettiği,
Sultan Abdülhamit Han’ın “ölürüm de bir parça toprağını vermem!”dediği
Miraca şahit mübarek şehir Kudüs!
Bugün küfrün, işgalin, zulmün tam ortasında maalesef,
koca İslam Ümmeti, Allah'ın haremine uzanan kirli elleri kıramıyor ve zalimin karşısına bir olup dikilemiyor.
Bütün Müslümanların iffeti,namusu olan Kudüs'ü korumak ve savunmak sadece Filistinli’lere emrolunmuşcasına,ölümün üzerine atılarak parmakları havada şehit oluyor filistinliler.
Biz Müslümanlar,Kudüs'ün onuruna,şerefine ihtiyacımız olduğunu unutup,
sanki Kudüs'ün bize ihtiyacı varmış gibi bir algıya kapılıyoruz.
Ancak şu bilinmelidir ki,bütün dünya Kudüs'e sırtını dönmüş olsa da ,
bütün müslüman devletler Filistin'i yalnız bıraksa da,
biz Kudüs’e,Filistinli kardeşlerimize sırtımızı dönmeyeceğiz!
Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz!
Aksa’mız özgürlüğüne kavuşuncaya dek,
Elimizden ne geliyorsa onu yapacağız.!
“..Kırılır da bir gün tüm dişliler
Döner şanlı şanlı çarkımız bizim
Gökten bir el yaşlı gözleri siler
Şenlenir evimiz barkımız bizim
Yokuşlar kaybolur çıkarız düze
Kavuşuruz sonu gelmez gündüze
Sapan taşların yanında füze
Başka alemlerle farkımız bizim..”
Necip Fazıl Kısakürek