Antik Mısır'daki kölelerden pek bir farkları kalmamıştı artık. Onları gördükten sonra, piramitlerin dünya dışı varlıklar tarafından yapılmış olduğuna asla.inanmadım. Çünkü piramitlerin, insanlar tarafından değil ama insandan yapılmış olduğunu anlamam çok sürmedi.
Kaçak göçmenin kaçak işçiye dönüştürülerek kaçak mal üretiminde kullanılması, sürdürülebilir ekonomi ve sürdürülebilir kötülük açısından olağanüstü bir avantajdı. Çünkü kötülüğün de sürdürülebilmesi için belli miktarda çaba harcamak şarttı. Her şeyi insan doğasından beklememek gerekiyordu!
Diyor ya Âşık Veysel, 'iki kapılı bir han' diye? Ondan cereyan yapıyor bu hayat! Onun için üşüyorum hep. Gideyim de kapatayım birini!
Gitti ve o kapıyı ardından kapadı.
Gözlerinin içine baktım. Hepsinin. Teker teker. Orada da bir iz yoktu. Demek ki anlaşmıştık. Onlar benim bir canavar olduğumu düşünüyordu ve ben de bir canavar oluyordum. Üstelik içlerinden birini bana kurban etmeye karar vermeleri on dakikadan fazla sürmüyordu...
Ben ne yapmam gerekirse onu yapıyordum. Üstelik sadece bir çocuktum. Meğer değilmişim. Biraz önce olanlar, iki kulağıma da bağırıyordu artık: Sen bir çocuk değilsin!.. Bilemezdim... Bilmiyordum... O insanların gözünde bu kadar çirkin olduğumu bilmiyordum...