İnsanların zihinlerinden geçenleri bilme mümkün değil ki. Bir tek kendi düşündüklerimi biliyorum. Onlar da uyduruk görünüyor. Üzgünüm belki ondandır, incinmişim. Hani düşersin, o an canın acımaz, birkaç gün sonra ağrımaya başlar ya incinen yerin... İşte böyle bir şey.
Yeniden başlamak için ya da bana dönmeni sağlamak için yazmadım bunları. Ya da kendimi hatırlatmak için değil. Hayır, kızgın da değilim. Sen haklısın. Beni epeydir görmemiş olan Deniz de haklıydı. Tarot kartları da. Benim dışımda kalan ne varsa haklı... İçime hiçbir şeyi almadım ki. Dışıma hiçbir şey vermedim ki. Kayıtsız bir biçimde yaşayıp durdum. Belki Deniz'in anlattığı her şey yanlıştı. Fakat doğru olan -belki bu birçokları için doğrudur- içimdeki karanlık yönden hep kaçtığım. Bu sefer kaçmak istemiyorum. İçimde yaşayan, elimi ayağımı bağlayan, beni duygusuz bir kabuğa dönüştüren neyse onunla hesaplaşacağım. Onun ne olduğumu bilmiyorum. Nasıl hesaplaşacağımı da... Fakat bu seferin son sefer olduğunu hissediyorum.