Kitabı birkaç yıl içinde iki veya üç defa başlarını okuyup bıraktım. Dili çok ağır gelmişti. Bu biraz da benimle alakalı çünkü kitabın sonunda ne olacağını çok merak etmiştim ve hızlı akmasını istemiştim. Ancak bu o tarz bir kitap değil. Yazar veya şairlerin eserlerini son bir "demleme"ye bırakması gibi bir süreç. Kitaba gelince ise içinde neredeyse bütün duyguların -hayal kırıklığı, sevinç, kıskançlık, öfke, aşk vb- zirvede yaşandığını görüyoruz. Romanın ana karakteri Felix'in çocukluğunu okurken bu olayların nereden patlak vereceğini tahmin etmiştim. Ayrıca değinmek istediğim bir nokta daha var Felix'in çocukluğuna dair: Okul arkadaşlarının ona karşı olan nefreti. Küçük bir çocuk nefreti nereden bilebilir, nasıl başka bir çocuğa nefret duyabilir? Aile yapısının bozuk olmasından başka bir şey düşünemiyorum.
SPOİLER
Nathalie'nin Felix'e geri yazdığı mektupta en doğrusunu yaptığını düşünüyorum. Bu yönüyle Nathalie gerçekçi ve cesur bir kadın. Kendi dediği gibi o ne Henriette ne de Leydi Dudley olabilir. Eğer aralarında bir şey yaşansaydı üzülen Nathalie olacaktı.
Felix'in daha 29 yaşındayken hayatını "bitmiş" olarak değerlendirmesi üzücü bir durum. Leydi Dudley olmasa kitap nasıl olurdu diye düşünüyorum...