Benlik sevgisinin ve insandaki bu ben’in mahiyeti sadece kendini sevip kendini düşünmektir. Fakat elden ne gelir? Sevdiği şeyin, yani benliğin zaaflarla ve sefaletle dolu olmasını engelleyemez. Büyük olmak ister ama kendi küçüklüğünü görür; mutlu olmak ister ama kendi zavallılığını görür; kusursuz olmak ister ama kendini kusurlarla dolu görür. İnsanların saygı ve sevgisine mazhar olmak ister
ama kusurlarının sadece, insanların hoşnutsuzluk ve horgörüsünü hak ettiğini görür. Kendisini içinde bulduğu bu rahatsızlık, hayal edilebilecek en adaletsiz, en cani tutkuları doğurur. Çünkü benlik, kabahatleri konusunda kendisini ikna ve ihtar eden bu hakikate karşı, amansız bir nefret beslemeye başlar.
"Şu dünyada iki tür insan vardır. Gördüğüne inananlarla gördükleriyle yetinmeyip gerçeği arayanlar. İkinci türden insanlar, duyduklarıyla, gördükleriyle yetinmezler, gerçeği bulmak için hep yeni deliller ararlar. Kendi inançlarını, kendi düşüncelerini, kendi dünyalarını yıkmak pahasına da olsa, korkunç da olsa, olayların perdelediği gerçeği bulmaya çalışırlar.
Gördüğüne inanan ilk türden insanlara gelince, onlar hayata, olaylara bakarken gerçeği değil, inandıklarını doğrulayacak deliller ararlar. Yaşananların içinden kafalarındaki düşünceyi onaylayacak olayları cımbızla çekip alırlar. Çünkü başka türlüsüne inanmak, onların inançlarını, düşünce tarzlarını, dünyalarını yıkacaktır. Dünyalarının yıkılmasını göze alamazlar. Bütün o cesur havalarına rağmen, aslında içlerinde büyük bir korku vardır. Onları yönlendiren bu korkudur işte. Korktukları için hata yaparlar.
"Yasa ile adaletin aynı şey olmadığını biliyorum. Yasalar, adaleti korumak için varsa da çoğu zaman başarılı olama- dıklarını da biliyorum. Daha doğrusu, böyle olmadığını her gün yaşayarak öğreniyorum. Çünkü mükemmel yasa yok. Belki de bu yüzden yasalar sürekli değişip duruyor. Belki hep değişecek. Sanırım adalet, vicdanımız ile yasa arasında bir yerde duruyor. Bu nedenle yasa, adaleti sağlamakta tek başına yeterli olamaz. Ama adaleti sağlamak için yasalara inanmaktan başka da çaremiz yok."