Sefalet, sadece bir sınıfın malı veya kaderi değildir. O, bütün insanlığın ve içinde sefaletin kol gezdiği cemiyetlerin ayıbıdır. Eğer bir evde sefalet varsa, bir aile yoksulluğun, cehaletin, düşkünlüğün korkunç pençelerinde can çekişiyorsa bundan sırasıyla o evin komşuları, o mahallenin sakinleri, o şehrin kalabalıkları, o memleketin devleti sorumludur.
Kardeşlik, eşitlik, özgürlük vadeden hiçbir hükümet fakirliğe çare aramıyor, en evvel ezilen yine fakirler oluyordu. İşşizlik, cehalet, sefalet, halkı ezmeye devam ediyordu. İş ve ekmek isteyenler, "hükümete ihanet etmekle"le suçlanıyor; hapishanelere tıkılıyordu.