Kenan iki omzundan tuttu kızın, öylece bakıyordu. Aralarından akıp giden binlerce yağmur damlacığı bu boşluğu yabancı her duygudan arıtma çabasındaydı sanki.
Günsel Kenan'a döndü:
- Konuşmaktan başka neyimiz var ki...dedi.
Eleştiri, özeleştiri, yergi, savunma, başkaldırma, ola ki bencil bir mutluluk, her şey vardı bu sözlerde. Söylenişindeki bütün sadeliğe, vurgusuzluğa karşı çarpıcı acılık, bu çelişkili karışımdan geliyordu: Konuşmaktan başka nemiz var ki... Ya ondan da yoksunsak?...