Cihan erkaya

Cihan erkaya

, bir kitabı okumaya başladı
Tess Gerritsen
8.5/10 · 7,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Romana çalışıyor musun?" diye de soruyordu her telefon açtığında. "Düşünüyorum" demişti. Evet,düşünüyordu! Neyi, nasıl düşüneceğini bulabilse daha da düşünecekti! Şu karmaşık dünya da yalanlardan alıntı yeni bir düzen oluşturup yeni bir yalan çatısı kurmaktı roman! Öylesine güçlü, geçerliydi ki yalanlar, gölgesinde kalan doğrular bir türlü gevşemiyor, cılız kalıyordu! O işin görünen yanı! Görünen yanından başka neyi görebilir ki insanlar? Onu da doğru dürüst görebilseler! Romanın işi de bu görünmeyen yanı göstermek dfeğil mi? Yakalamak kolay mı gölgede kalan doğruları?
Esme'nin Vedat Türkali'ye anımsattıkları... "Diyarbakır deyince aklım Ahmed Arif'e takılmıştı hemen! O, olayları anlatıyordu; benim kafam, birlikte yıllarca cezaevinde yattığımız, hasta hasta katıldığı açlık grevinin on ikinci gününde, yanımdaki ranzada komaya girdi girecek Diyarbakırlı Ahmed Arif'teydi! Koca bir tarihin ezilip yok edilerek acılara yazgılı kılınmış insanların tek bir şiirle büyüleyip koca bölgeyi borçlulukla kendine bağlayan Ahmed Arif! Esme Diyarbakır derken, ezim ezim ezilen Kürtler derken, cezaevinde kendisinden sayısız dinlediğim "Otuz Üç Kurşun" şiiri, bir dramatik filmin fon müziği gibi, ama bir yanıyla da bizi suçlayarak akıp gidiyordu içimde. O yıllarda ne Ahmed Arif, ne de biz, "öldürülen otuz üç yurttaş"la bu şiirde anlatılan kanlara batırılmış Kürt halkının bağlantısını kurmamıştık; olayın gerçek adını koymuyorduk! Hem de Kürtleri açık açık anıp onlara verilecek temel haklara, ilk proğramında yer veren bir partinin militanları olarak kavgaya girmemize karşın! Kör değildik ama, daha kötüsünü yaptık demek, kör gibi davrandık! Ta ki, bir kez daha Kürt silaha sarılıncaya kadar! Bu davranışımızın bir sürü yerinde nedeni deolsa bağışlanması kolay değildi. Bir sürümüz bugün de kavramış değil gerçeği daha!
"Bitmeyen ne var ki? Dünya da bitecek. Güneş bitecek. Yıldızlar bitecek. Kıpkırmızı umudumuz, sevgi yüklü tomurcuk, sen bitmedikçe hiçbir şey bitmeyecek! Yolun başındayız. Sen de bitmeyeceksin sevgilim! Ne güzelsin! Yanında güçlü erkekte olsa, araba köşeyi kıvrılırken yaptığın gibi, dön bak pencereme! Gözlerim senin üstünde, perdeyle örtülü camın ordayım beni görmesen de! İnanmayacağın kadar seviyorum seni! Yaşamım boyu enayiliğimle mutlu oldum! Böylesini sen tattırdın bana!"
"İnsan alçaklığının sınırı yok demiş Einstein; Ehrenburg'un anılarında mı okumuştu ne? Yüceliğinin sınırı var mıydı ki?